TBMM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TBMM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2017 Pazartesi

"1945 yılında 146 Azeri aydın CHP tarafından açıkça ölüm ve infaza terk edildi" BORALTAN KÖPRÜSÜ OLAYI - AĞUSTOS 1945

BORALTAN KÖPRÜSÜ OLAYI - AĞUSTOS 1945

İkinci Dünya Savaşı yıllarında,1941 yılının Haziran ayında, Almanya Sovyetler Birliği'ne saldırıp bu ülkeyi işgal etmeye başladığında, Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile ilişkileri eski gibi yakın değildi. Aksine, iki ülke arasında önemli anlaşmazlıklar vardı. Daha 1939 yılında Moskova; Türkiye'den boğazların savunulmasında ortaklık kurulmasını, yani boğazlarda Sovyet üssünü  talep etmişti bile... Bazılarının sandığının aksine, bu talep ilk kez 1945 yılında değil, daha savaşın başında yapılmıştı. Elbette Türkiye bu talebi uygun bulmayarak geri çevirmişti. Dahası; Sovyetler Birliği, daha savaşın başında Almanya ile anlaşmış; İngiltere ve Fransa ile askerî bir ittifak imzalayan Türkiye'yi de bu anlaşmadan ayrılarak, kendilerine katılmayı davet etmişti. Bu talep de reddedilmişti. Sovyetler Birliği, bu bakımdan Türkiye'yi şiddetle eleştiriyordu.

Aradan geçen zamandan sonra saldırıya uğrayan Sovyetler Birliği, Almanya ile savaşırken; Türkiye'nin kendisine karşı en azından pasif bir tutumla Almanya'yı desteklediğini ileri sürdü. Bütün savaş yılları boyunca bu iddiasından da vazgeçmedi. Diğer yandan, müttefiklerin Türkiye'yi bir an önce Almanya'ya karşı savaşa girmesi için ısrarlı taleplerinin yanında durdu. Fakat Türkiye savaşa katılmayınca, Türkiye'nin müttefik olarak kabul edilmemesi gerektiğini açıkladı. Bu aşamada da iki ülke arasındaki ilişkiler iyice soğudu.

 Nihayet savaşın sonlarına doğru Alman ordusu, Sovyet topraklarını terk ederken; savaş sırasında aslında Sovyet vatandaşı olan, fakat bir şekilde Alman ordusu saflarına geçerek onların yanında savaşan pek çok kişinin âkıbeti güçleşti. Bu kişiler, vatana ihanet suçlaması ile karşılaştılar ve yakalandıklarında da idam edildiler. Bazıları Türkiye'ye kaçabildi. Fakat savaşın galibi olarak Sovyetler Birliği, Türkiye'den bu kişileri geri istedi. İddiası, bu kişilerin savaş suçlusu ve vatana ihanetten mahkûm olan kişiler olduğu yolundaydı. Bu iddianın gerçek olup olmadığı belirsizdir; fakat o sırada ABD ile İngiltere ve Fransa'yı da yanında bulan Moskova'nın bu talebi; o sırada Birleşmiş Milletler olarak adlandırılan ve Almanya ile Japonya'ya savaş ilan eden bütün ülkelerin gündemini oluşturmaktaydı. Türkiye de, 1945 yılında savaş ilân etmişti zaten. Dolayısıya o da Birleşmiş Milletler üyesi olmuştu.

Sovyetler Birliği'nin bu talebi Türkiye tarafından yerine getirildi. Aksi halde, o sırada neredeyse aralarında savaş olasılığı bulunan bu iki ülkenin ilişkilerini daha gerginleştirecek bir gelişme söz konusuydu. Moskova, talebin yerine getirilmemesini, Türkiye'nin Almanya'ya ve Alman ordusuna karşı yeni bir yardımı olarak değerlendiriyordu. Müttefiklerin ağır baskısı söz konusuydu. Bu düşünceler ışığında Türkiye, kendisine sığınan ve suçlu olarak ilân edilen kişileri Sovyetler Birliği'ne iade etti.

Bir an için düşünmek gerekir ki; Türkiye, savaş yıllarında sürekli olarak saldırıya uğrama ihtimali içindeydi. Önce Almanya'nın, ardından da Sovyetler Birliği'nin saldırısına uğramaktan hep çekindi. Nitekim 1945 yılında, daha savaş bitmeden, Moskova, Türkiye'den hem boğazlarda askerî üs ve hem de Doğu Anadolu'da toprak talebinde bulundu. Bu talepleri yerine getirilinceye kadar da Türkiye ile arasında yirmi yıldan bu yana süren dostluk ve saldırmazlık anlaşmasını fesh etti! Savaş adeta kapıda bir görünüme bürünmüştü.

Türkiye'nin güvenliğinin sağlanmadığı bir sırada; ABD başta olmak üzere bütün Batılı devletlerin Sovyetler Birliği ile birlikte davrandığı bir dönemde; Türkiye'nin tek başına bir savaşı ve belki de işgali göze alarak, Sovyetler Birliği'nin bu talebine karşı çıkarak, ona yeni bir saldırı gerekçesi vermesi elbette düşünülemezdi.

Bu bakımdan; tarihsel geçmişi ve olayları, oldukları sıradaki tarihsel gerçekliği içinde anlatmak ve anlamaya çalışmak önemlidir. Tarihçilere düşen görev; geçmişi bütün boyutlarıyla ve olabildiğince geniş bir perspektif içinde ele almaktır. Tarihsel geçmişi öğremeye çalışanlar da; bütün bu gelişmelerin içinde alınan kararların doğruluğu ve yanlışlığı konusunda kendi vicdanî kanaatlerini oluştururlar.

Tarihsel çerçeveyi tam olarak bilmeden ya da geçmişin ayrıntılarına yeteri kadar önem vermeden; geçmişten politik malzeme devşirmeye çalışmak; maalesef politikanın tabiatında bulunmakla birlikte; tarihsel geçmişimizi değerlendirmek isteyecek vicdan sahibi herkesin dikkatini çekmesi gereken bir husustur. İnönü Vakfı olarak; tarihsel gerçekliğin politik tartışmalardan değil de; bilimsel ve akademik çalışmalardan oluşacağı yönündeki ümidimizi her zaman koruduk ve korumaya devam ediyoruz.

Hakkı Uyar[1]

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2012 tarihinde AKP Genel Merkezi’nde genişletilmiş grup toplantısına katıldı ve burada yaptığı konuşmada Suriye’de yaşanan olaylara ve Suriye’den Türkiye’ye sığınanlara değindi:

“Bizim geleneklerimizde misafir kutsaldır. Zamanında Osmanlı elçisi dahi sığınmacıların iadesini isteyen hükümdarlara ‘Onlar bize emanettir. Onları size veremeyiz’ demişlerdir. Ancak CHP’nin bugün Suriye’den sığınan mültecilere takındığı çirkin tavır kendi tarihinden de tekrarlamıştır.

CHP’nin on yıllar boyunca üstünü örtmeye çalıştığı bu olay maalesef gerek Türk gerek Azeri tarihine acı bir hatıra olarak kazınmıştır. 1945 yılında 146 Azeri aydın Stalin zulmünden kaçıyorlar. Türkiye’ye sığınıyorlar. Azeriler öz kardeşlerinin yurduna gelip kucaklaşıyor. Stalin Türkiye’den bu Azerilerin derhal iadesini istiyor. Sınırdaki karakola telgraf çekiliyor ve mültecilerin iadesi isteniyor. Karakol komutanı emri defalarca teyit ettiriyor. Ancak CHP hükümetinden emir geliyor. Durumu anlayan Azeriler lütfen bizi siz kurşuna dizin kendi bayrağımızın altında bizi öldürün diyorlar. Ancak Ankara’dan gelen emir net. Boraltan köprüsünü geçen aydınlar, elleri bağlanmış olarak infaz ediliyor. Karakol komutanının bu elim manzara sonrasında intihar ederek canına kıydığı söyleniyor” [2].

Boraltan Köprüsü Olayı ne kadar gerçek? İnternet ortamında ve konu üzerine yapılan diğer popüler yayınlarda bir hayli abartılı bilgiler dolaşmakta; ayrıca bu olay, İnönü ve CHP düşmanlığı yapmak için bir araç olarak kullanılmakta… Peki gerçek ne?

Aslında günümüz Türkiye’sinde Tek Parti Dönemi’ne dair ileri sürülen suçlamaların önemli bir bölümü Demokrat Parti döneminde, 1950’li yıllarda gündeme getirilmişti. Dolayısıyla günümüzdeki iddialar bir tekrar niteliği taşımaktadır. Tarihçilerde de doğal olarak “deja vu” hissi uyandırmaktadır.

Günümüzde Boraltan Köprüsü olayı olarak bilinen konuyu ilk kez gündeme getiren isim DP Tekirdağ milletvekili Şevket Mocan’dı. Tarih: 1951… Mocan, renkli bir simaydı. Mocan’ın renkli, kavgacı tavrı, aynı yıllarda DP içerisinde de devam etmişti. Orman Kanunu’na ilişkin istediği düzenlemeler nedeniyle dönemin Tarım Bakanı Nedim Ökmen ile de sıklıkla polemiğe girmişti. Bakan hakkında DP Meclis Grubu’nda gensoru vermiş, sonraki süreçte partiden atılmıştı[3]. Bir müddet sonra CHP’ye girmiş, ancak CHP’nin 1959 yılındaki İlk Hedefler Beyannamesi’ni beğenmeyerek DP’ye geri dönmüştü[4].  

Şevket Mocan’ın Sovyetler Birliği’ne iade edilen Rus mültecilere ilişkin soru önergesi Mayıs 1951 tarihinde TBMM’ye verildi[5]. Önergenin TBMM’de gündeme geldiği tarih, 18 Temmuz 1951. Tek Parti Dönemi’ne yönelik Demokrat Parti iktidarı dönemi boyunca dile getirilen eleştirilerin, hesap sorma isteklerinin bir parçası olarak görmek mümkündür bu önergeyi… Ahmet Gürkan gibi milletvekillerinin İnönü’nün mal varlığını, Halkevlerini ve CHP’nin mal varlığını gündeme getirdikleri bu dönemde, söz konusu önerge, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmesi ve 1951 yılında da, Almanya’ya savaş haline son verilmesine ilişkin kanun tasarısının görüşülmesi sonrasında gündeme geldi[6]. Mocan’ın önergesine dönemin Adalet Bakanı Rüknettin Nasuhioğlu yanıt verdi. Günümüzde internet üzerinde konu hakkında yapılan yayınlarda Mocan’ın iddialarına yer verilmekte, İnönü suçlanmaktadır. Oysa Nasuhioğlu’nun yanıtlarına çok da yer verilmemektedir. Dönemin TBMM Tutanak Dergisi’nde konuyla ilgili bir hayli bilgi bulunmaktadır.

Mocan’ın soru önergesi şöyle idi:

“T. B. M. M. Başkanlığı Yüksek Katına

Aşağıdaki suallerimin sözlü olarak Başbakan tarafından cevaplandırılmasını rica ederim:

1. Muhtelif tarihlerde memleketimizde siyasi mültecilik haklarına dayanarak iltica etmiş (156) mülteci 1947 senesinde, milletlerarası hukuk kaidelerine tamamen aykırı olarak Sovyet Rusya'ya teslim edildikleri doğru mudur?

2. Facia kurbanlarının sevk şekli de kurban gönderilen mabudun usullerine uygun olmasındanve akıbetlerini görmesinden, teslim işinde vazifeli Yedek Subay Posta Müfettişi Reşat’ın asabi rahatsızlığa uğradığı ve sinir hastanelerinde elyevm tedavi olduğu doğru mudur?

3. 1945’te Almanya’daki öğrencilerimizi getiren İsveç bandıralı vaporla (Enver Anar ve Âdem) isminde iki münevver askerî Türk mülteci gencin senelerden beri memleketimizde tavattun etmiş amca ve teyzesinin yanından alınarak (Ankara'ya gönderiyoruz) diye Komiser Muavini Ali Rıza nezaretinde Kars’ta aynı mabuda kurban sundukları vâkı midir?”

Dönemin Adalet Bakanı ve Edirne milletvekili olan Nasuhioğlu, soru önergesine Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanlıklarından aldığı bilgiler doğrultusunda yanıt verdi:

“Muhterem arkadaşlar, sorulan hususlar hakkında Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanlıklarından alınan bilgilere göre:

İkinci Cihan Harbinin başından itibaren memleketimize muhtelif devletler tabiiyetini haiz askerî şahıslar iltica etmiş ve bunlar bitaraf bir Devlet olmamız itibariyle harbin sonuna intizaren Yozgad’da kurulan kampta enterne edilmişlerdir.

23 Şubat 1945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya karşı harb ilân etmemiz üzerine, müttefiklerimiz arasında yer almış bulunan Sovyet Rusya kendi tebaasından olan askerî mültecilerin iadesini istemiştir. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığınca Başbakanlığa yazılan 22.V.1945 tarihli tezkerede, Almanya ve Japonya ile harb hâline geçmemizden sonra memleketimize iltica etmiş olan müttefiklerimiz tebaasından asker olanların mütekabiliyet şartiyle iadelerinin uygun olacağı teklif edilmiştir. Keyfiyet Bakanlar Kurulunca incelenerek neticede ittihaz olunan Mayıs 1945 gün ve 3/2563 sayılı kararla; ‘Almanya veya Japonya veya her ikisi ile harb halinde olan devletler uyruğundan memleketimizde bulunan mültecilerin yalnız askerlik hizmetine mensup olanlarının mütekabiliyet esası çerçevesinde iade edilmeleri’ tasvip edilmiştir. Bu karar mucibince ve Ankara’daki Sovyet Sefareti ile mütekabiliyet esasını tesbit eden bir nota teatisi suretiyle (237) Sovyet askerî mültecisinden (195) i ilk parti olarak 6.VIII.1945 tarihinde Tıhmıs kapısından Sovyetlere iade edilmiştir. Fakat Sovyetlerin, Rusya'ya iltica etmiş olan bir subayımızla iki erimizi, izlerinin bulunamadığını beyanla geri vermedikleri ve bu suretle mütekabiliyet esasını ihlâl ettikleri cihetle, mütebakisinin ve ilk partisinin sevkı esnasında yolda kaçan birkaç kişinin iadesinden vaz geçilmiştir. Bundan sonra Başbakanlığın tensibiyle Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanlıklarının temsilcilerinden kurulan komisyonca tanzim olunan rapor Bakanlar Kurulunun 1.IX.1947 tarihli toplantısında incelenerek, komisyon raporuna göre işlem yapılması uygun görülmüş ve böylece Yozgad kampının dağıtılarak yurdumuzda kalmayı arzu edenlerden Türk ırkından olanların vatandaşlığımıza alınması esası kabul edilmiştir.

Enver Anar (Enver Kaziyef) ile Kadri Başaran (Adem Kardeşbeyli) adındaki Kızılordu eski subaylarından iki kişinin de Sovyet Rusya’ya iade edilen yukarda yazılı (195) kişilik listeye dâhil bulundukları anlaşılmıştır.

Teslim işinde vazifeli yedek subay posta müfettişi Reşad'm asabi rahatsızlığa uğradığı ve elyevm sinir hastanesinde tedavi edilmekte olduğu hakkında bilgi mevcut değildir”.

Adalet Bakanı Nasuhioğlu’nun verdiği yanıt, Mocan’ı tatmin etmedi. Kürsüye gelerek Bakanı da eleştirdi:

“Muhterem arkadaşlarım, huzurunuza getirdiğim vakıalar geçmiş zamanda olmuş bitmişi basit hâdiseler değildir. Tahribatı bugün de devam etmekte olan tarihî mesuliyetlerdir ki, onları 9 ncu Büyük Millet Meclisinin huzuruna getirmemek, tarihe karşı bir suç olurdu; onun için getirdim. (Doğru sesleri) Ancak hâdiseler, Adalet Bakanının izahları gibi cereyan etmemiştir. Beni en çok müteessir eden nokta da budur.

Arkadaşlar, Bakanlık mesuliyetini verdiğimiz bir arkadaş, eski devir mesullerinin cürümlerini kapatmak için hazırlanmış dokümanları toplıyarak, sanki kendisi de o devrin Bakanı imiş gibi, o zamanın cürüm avukatlığını yapıyorlar. Çok ehemmiyetli suallerin mücrimlerinin adeta beraetine talip oluyorlar. Netice itibariyle bu tarihî mesuliyetler kayboluyor. Istırabım bundandır.

Hayatı tesmiyemizde çok ehemmiyetli suallerimiz oldu. Fakat ne yapalım ki, buna cevap veren arkadaşlar tamamiyle o devrin avukatı gibi konuşarak bunların beraeti cihetine gittiler.

Hiçbir zaman, izah ettikleri gibi, enterne edilmiş askerler değildir. Bir lahza bunun üzerinde durmanızı rica ediyorum: Bunlar askerî, enterne edilmiş, insanlar mıdır, yoksa siyasi mülteci midirler? Askerî mülteci diye, bizim bildiğimize göre, ya tayyaresi bozulup düşen yahut bir müsademede bizim hudutların içerisine girmeye mecbur olan askerî idarece enterne edilmiş insanlara denir. Fakat bir âkideden canını kurtarıp da hudutlarımıza iltica eden insanlara ancak siyasi mülteci denir. Bunların içerisinde bizim memleketimizle hiç alâkası olmadığı halde Fransa’daki kamplardan alınıp götürülürken Arnavutköy açıklarında gemilerden canları pahasına denize atlayıp balıkçılarımız tarafından kurtarılarak bize iltica edenlerde vardır. Bunlar siyasi mülteci değil midirler?

Muhterem arkadaşım, Enver ve Adem isminde iki azeri münevverden bahsettiler. Bunlar çok yakından tanıdığımız Konya Milletvekili Ziyat Beyin kayın biraderleridir. Çok evvel Rus ordusunda subaylık etmişler, fakat milliyetlerini unutmamışlar, o akideleri kabul etmiyerek Almanya’ya kaçmışlar, orada uzun müddet bulunmuşlardır.

Sonra memleketimize gelerek hemşirelerinin yanına, Ziyat Beyin hareminin yanına sığınmışlardır. Fakat yüz kızartacak bir hal olarak bunlar bir gün evden alınarak, Ankara'ya göndereceğiz diye, Komiser Ali Rıza refakatinde hududa götürülmüşler, ayni mabuda kurban sunulmuşlardır. Bu milletin tarihinde bir tek mülteci İsveç Kralı Şarl için harb etmiş şerefli hâdiseler çoktur; fakat siyasi mültecileri bir mabuda kurban sunar gibi sunmaya götüren yüz kızartıcı, gönül parçalayıcı, hicabaver bir hâdise daha yoktur. (Bravo sesleri).

İbnisuud mutavaat etmedi, mültecileri vermedi, fakat bizdeki bir devrin adamları bizim tarihimize bu lekeyi yazdılar, mültecileri iade ettiler arkadaşlar (Doğru sesleri).

Arkadaşım Konya Milletvekili Ziyat [7], hâdiseyi ikmal ederek bu tarihî lekeyi, o devrin plâğı gibi tekrarlıyan Bakanlığın izahatı çerçevesinden çıkaracak, 9 ncu Büyük Millet Meclisinin tarihine mufassalan geçirmek üzere, benden sonra kendi sualiyle huzurunuza gelecektir”.

Mocan’ın eleştirileri üzerine Nasuhioğlu tekrar kürsüye gelerek şu cevabı verdi:

“Muhterem arkadaşlarım, Tekirdağ Milletvekilinin konuşma tarzındaki hususiyeti bilirim. Bendenizin burada vâki olan suale cevap verirken istinad etmiş olduğum dokümanlar şüphesiz ki bizim zamanımızdan evvel cereyan eden bir devrin mevcut dosyalarıdır. Burada eğer yüksek huzurunuzda yapmış olduğumuz tahkikatın neticesi böyle olmuştur, diye bir hüküm verecek vaziyette konuşmuş olsaydım o vakit sabık idarenin bir avukatı gibi konuşmuş olurdum. Fakat mesele sual müessesesinin mânası dâhilinde elimizdeki resmî dokümanların resmî ifadesi içinde kalarak bunu söylemektir. Nitekim mâruzâtımın başında şu şu şu vekâletten almış olduğum malûmata istinaden arz ediyorum, diye elimizdeki dosyaların yerini de göstermiş bulunuyorum. Bu itibarla sual soran zatın bu inceliğe dikkat etmesini bizzat kendilerinden rica ederim. Burada sabık idarenin ne avukatı vardır, ne de onun propagandasını yapan insan vardır.

Arkadaşlar, Yüksek Meclise hiçbir hakikat örtülerek gösterilemez. Hiçbir vaka ve bir hakikat örtbas edilerek buraya getirilemez. Niçin örtbas edeceğiz, ne var ki örtbas edeceğiz? Bizim icraatımız olsaydı belki onun avukatlığını yapmak ve örtbas etmek ithamı olabilirdi. (Bravo sesleri) Fakat kendi içinde bulunmadığımız bir devrin avukatlığını yapmaya ne lüzum ve ne de sebep vardır ki, Şevket Mocan mütemadiyen bize ihtar ediyor? Arz ediyorum bununla iyi bir harekette bulunmadı arkadaşlar. Burada yapılan müzakereler umumi efkâr üzerinde açılmış müzakerelerdir. Eğer bu müzakereler neticesinde yeniden bir tahkikata lüzum görülürse böyle bir tahkikat yapılabilir. Fakat hiçbir vakit sual müessesesi kendi hudut ve resmiyetini aşarak başka bir şekilde ifadede bulunamaz. Hakikat budur. Yine tekrar ediyorum, eğer mevzu bir tahkikat mevzuu ise o da ileride belki düşünülebilir.

Maruzatım bundan ibarettir” [8].

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye, savaşın uğramadığı ender ülkelerden biri idi. Bu nedenle de sıklıkla mülteci akınına uğramaktaydı. Bunların önemli bir bölümü Alman işgaline uğrayan Ege adalarındandı. Türkiye karasularından geçmek isteyen ve mülteci taşıyan gemileri de anmak gerekir[9]. Türkiye giderek artan mülteciler sorununu hukuki düzenlemeler de yaparak (1941) çözmeye çalışırken[10], diğer taraftan özellikle Almanya ve Sovyetler Birliği’nin husumetini çekmemeye gayret ediyordu. Çünkü izlenen denge politikası, saldırıya yol açacak bir gerekçe vermemeyi amaçlıyordu. Ülkenin yönetici kadrosu –İnönü başta olmak üzere-, Birinci dünya Savaşı’nda yapılan hatayı tekrar etmemek ve elden geldikçe savaşın dışında kalmak niyetindeydi.

Dönemin arşiv belgeleri mülteciler konusunda bir hayli bilgi içermektedir. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde savaşın son iki yılına ait (1944-1945) belgelerin yoğunluğu dikkat çekicidir[11]. Bu konuda Genelkurmay ATASE Arşivi’nde belgeler bulunmaktadır[12].  

Türkiye, savaş yılları boyunca izlediği denge politikası gereğince izlediği tarafsızlık politikasına son vererek –Yalta Konferansı’nın ardından- 23 Şubat 1945 tarihinde ABD-İngiltere-Sovyetler Birliği Bloku’ndan yana tavır aldı; Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti. Bu, elbette sonuna gelinen bir savaş için sembolik bir davranıştı ve Birleşmiş Milletlere kurucu üye olarak katılmayı da amaçlıyordu. Ancak yine de Türkiye, bu tavrıyla kazanan ülkeler grubunun yanında yer aldı ve politikalarını ona göre dizayn etti. Nitekim arşiv belgelerinden 14 Mart 1945 tarihli olanı Alman işgali altındaki adalardan mülteci kabulüne devam edilmesi konusunu ele almaktaydı. Oysa kazanan ülkelerden mülteci kabulüne son verilmişti. Bunlardan biri de Sovyetler Birliği idi. 15 Mayıs 1945 tarihli belge buna yöneliktir. 21 Mayıs 1945 tarihli belge ise, daha dikkat çekicidir ve doğrudan konumuzla ilgilidir:

“Almanya ve Japonya veya her ikisi ile harp halinde olan devletler uyruğundan memleketimizde bulunan mültecilerin, yalnız askerlik hizmetlerine mensup olanlarının, mütekabiliyet esası çerçevesinde iade edilmesi”ni konu alan bu belge, Yozgat’taki kampta[13] tutulan asker kökenli mültecilerin Sovyetler Birliği’ne iade edilmesinin önünü açmaktaydı. 30 Temmuz 1945 tarihli yazışma da, 6 Ağustos 1945 tarihinde Sovyetler Birliği’ne iade edilen Azeri kökenli Sovyet askerlerine yönelikti.

1945 yılının Şubat ayının ilk yarısında toplanan Yalta Konferansı’nın ardından Mart ayında Sovyetler Birliği Türkiye’ye bir nota verdi (19 Mart). 7 Kasım 1945 tarihinde sona erecek olan, 1925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırmazlık Anlaşması’nı yenilemeyeceğini bildirdi. Gerekçe İkinci Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan yeni duruma uyum sağlamaması ve ciddi değişikliklere ihtiyaç duymasıydı. Türkiye’nin Almanya’ya karşı Müttefiklerin (Üçlerin/ABD-İngiltere-Sovyetler Birliği) yanında savaşa girmemesi, savaşın dışında kalmak için çaba harcaması ve savaş sürecinde izlediği denge politikası, savaşın dışında kalmasını sağlamıştı ama tam da bu nedenle Türkiye -savaşın tahribatından kurtulsa da-, savaşın sonunda yalnız bir ülke durumundaydı. Kazananlar arasında yer alan Sovyetler Birliği’ne karşı, ABD ve İngiltere’nin desteğini sağlaması hiç de kolay değildi. Nisan ayı başında Türkiye, Sovyetler Birliği’ne verdiği karşılık notasında yeni koşullar ışığında gelecek tekliflere açık olduğunu, bunları dikkatle ve iyi niyetle inceleceğini bildirdi. Haziran ayı başında Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov, Moskova Büyükelçisi Selim Sarper’e, bir anlaşma imzalanabilmesi için Türkiye’nin kabul etmesi mümkün olmayan şartlar ileri sürdü. Bunlar arasında Türk-Sovyet sınırında Sovyetlerin lehine değişiklikler yapılması, Boğazların ortak savunulması, Sovyetlere Türkiye’de kara ve deniz üsleri verilmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin gözden geçirilmesi de vardı. Türkiye, istekleri reddetti. Bunun üzerine Sovyetler Birliği, Bulgaristan ve Kafkasya’daki askeri birliklerini faaliyete geçirdi. Haklı olarak Doğu Avrupa ve Balkanlardaki Sovyet işgalinin benzerinin yaşanabileceği, ABD ve İngiltere’nin Türkiye’yi yalnız bırakabileceği endişesi vardı. Bun rağmen Türkiye, hem Sovyetlere direndi ve taleplerini reddetti hem de ABD ve İngiltere’yi gelişmeler konusunda bilgilendirdi. Temmuz ayında toplanan Potsdam Konferansı’nda Sovyetler Birliği, taleplerini ABD ve İngiltere’ye de iletti. İngiltere ve ABD, Türkiye’nin tam da arkasında durmadılar ve sorunların iki ülke arasındaki görüşmelerle çözülmesini istediler. Dolayısıyla Türkiye, Sovyet talepleri karşısında kısmen de olsa yalnız kalmıştı[14]. İşte bu ortamda, Sovyet tehdidi bu kadar kendini hissettirirken ve kağıt üzerinde de olsa birlikte Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmişken, müttefik ülkelere ait asker kökenli mültecilerin mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde iade edilmesi, son derece olağandı. Nitekim Sovyetlerin karşılıklılık ilkesine uymaması üzerine de, iadelere son verilmişti.

Sonuç olarak iade edilenlerin öldürülmeleri, son derece üzücüdür. Ancak dönemin koşullarının kısıtlayıcılığı ortadadır. Yaşananlar, eleştirilmeyi elbette hak etmektedir[15]. Ortaya sürülecek hiçbir gerekçe yaşanan dramın büyüklüğü ortadan kaldırmayacaktır. Bununla birlikte ilginç bir şekilde eleştirilenin CHP ve özellikle de İnönü olması -milliyetçiliği ile ünlü dönemin başbakanı Şükrü Saracoğlu’nun adının hiç anılmaması-, dikkat çekicidir.
BİBLİYOGRAFYA:
[1] Prof. Dr., DEÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi.
[2] “Erdoğan’dan önemli mesajlar”, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/21386210.asp (5 Eylül 2012).
Erdoğan konuşmasının devamında şunları da söyledi:
“Bu olay bir ağıt oluyor:
Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.
İşte CHP budur.  Bugün CHP Azerbaycan’a Kırım’a göğsünü gere gere gidemez. Ama biz Saraybosna’ya da Kahire’ye de Tunus’a da Gazze’ye de Bakü’ye de göğsümüzü gere gere gideriz. En kısa zamanda Şam'a gideceğiz. Emevi Camisi'nde namaz kılıp, Suriyeli kardeşlerimizle kucaklaşacağız”.
Erdoğan’ın konuşmasının ardından Belgelerle Gerçek Tarih adlı internet sitesi de, Kadir Mısıroğlu’nun Moskof Mezalimi adlı kitabına atıf yaparak, Ruslara teslim edilen Azeri sayısının 417 ve olayın sorumlusunun İnönü olduğunu belirten bir yazı yayınladı. “Boraltan Katliamı (Belgelerle) İsmet İnönü Azeri kardeşlerimizi Ruslara teslim etti”, http://belgelerlegercektarih.com/tag/boraltan-koprusu/ (son erişim tarihi: 9 Ağustos 2015).
Site, hem sayıyı arttırmakta ve hem de faturayı İnönü’ye kesmekte.
[3] “Ş. Mocan’ın yeni takriri”, Milliyet, 15 Nisan 1952; “DP Meclis Grupu dün toplandı”, Milliyet, 29 Nisan 1953; “Şevket Mocan”, Milliyet, 8 Temmuz 1953.
[4] “Şevket Mocan CHP’den istifa etti”, Milliyet, 22.1.1959; Şevket Mocan tekrar DP’li ol, Milliyet, 3 Haziran 1959.
[5] “Ruslara teslim edilen mülteciler”, Milliyet, 26 Mayıs 1951. Mocan, önergeyi önce DP Meclis Grubu’nda dile getirmiş, ardından da TBMM’ye taşımıştı.
[6] “Dünkü Meclis ictimaı”, Milliyet, 19 Temmuz 1951.
[7] Mocan’ın sözünü ettiği milletvekili Ziyad Ebüzziya’dır. Ancak, Ebüzziya sözü edilen açıklamayı yapmamıştır.
[8] Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 9. Dönem 9. Cilt 101. Birleşim, ss. 203-207.
[9] Nazilerden kaçan Musevileri taşıyan Struma gemisi ve yaşanan facia da bu arada anılmalıdır. Bu konuda örneğin bkz. Halit Kakınç, Struma, Destek Yay., İstanbul, 2012; Çetin Yetkin, Struma, Bir Dramın İçyüzü, Gürer Yay., İstanbul, 2008
[10] Ahmet Emin Yaman, “II. Dünya Savaşında Türkiye’de Askeri Mülteciler ve Gözaltı Kampları (1941-1942)”, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/29/215.pdf  (son erişim tarihi: 12 Eylül 2015).
[11] Konumuz 1945 yılında Sovyetler Birliği’ne iade edilen mülteciler olduğu için, sadece bunları belirtmek yeterli olacaktır:
Tarih :15/5/1945  Sayı :  Dosya :97231  Fon Kodu :30..10.0.0  Yer No :117.815..19. 
Suriye ve Sovyet Rusya hudutlarından gelen mültecilerin kabul edilmemesi.
Tarih :21/5/1945  Sayı :2563  Dosya :76207  Fon Kodu :30..18.1.2  Yer No :108.29..16. 
Almanya ve Japonya veya her ikisi ile harp halinde olan devletler uyruğundan memleketimizde bulunan mültecilerin, yalnız askerlik hizmetlerine mensup olanlarının, mütekabiliyet esası çerçevesinde iade edilmesi.
Tarih :30/7/1945  Sayı :  Dosya :97232  Fon Kodu :30..10.0.0  Yer No :117.815..20. 
Sovyet Rusya'ya iade edilecek mülteciler.
[12] Buradaki belgeleri kullanarak yazılan bir makale için bkz. Yaman, agm.
[13] İkinci Dünya Savaşı yıllarında kampta ağırlıklı olarak Sovyetler Birliği kökenli mülteciler vardı. Örneğin 1941 yılında Yozgat kampındaki 105 mültecinin 86’sı Sovyetler Birliği kökenliydi. Geri kalanların 10’u Alman, 8’i Bulgar, 1’i İngiliz ve 1’i İspanyol idi. 1942 yılında ise Sovyetler Birliği kökenli mülteci sayısı 117’ye ulaşmıştı. Bunların 13’ü subay, 103’ü er ve 1’i de askeri memurdu. Bkz. Yaman, agm.
Kampta bulunan mültecilere dair Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan belgeler ise şunlardır:
Tarih :16/4/1947  Sayı :  Dosya :51230  Fon Kodu :30..10.0.0  Yer No :55.368..39. 
Yozgat kampında tutulan üç Alman mültecinin sınır dışı edilmelerini Bakanlığın uygun gördüğü.
Tarih :1/7/1944  Sayı :  Dosya :51205  Fon Kodu :30..10.0.0  Yer No :55.368..15. 
Yozgat kampından kaçmak üzere iken yakalanan Fransız mültecilerin üzerinden çıkan mektup. 
Tarih :26/5/1942  Sayı :  Dosya :8169  Fon Kodu :30..10.0.0  Yer No :81.532..8. 
Yurdumuza iltica eden tayyarecilerden talimatnamelere uymayanların Yozgat kampına nakil olunacaklarına dair.
[14] Dönemin dış politikası için bkz. Selim Deringil, Denge Oyunu, İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Dış Politikası, Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul, 1994; Nuri Karakaş, Türk-Amerikan Siyasi İlişkileri (1939-1952), Atatürk Araştırma Merkezi Yay., Ankara, 2013; Türk Dış Politikası, Cilt I: 1919-1980, (Editör: Baskın Oran), İletişim Yay., İstanbul, 2014.
[15] 1951’de Mocan’ın gündeme getirdiği konu, sonraki yıllarda da Türkiye’nin gündeminde yer aldı:
“CHP iktidarının mültecileri iade etmesi konusu 1965 Seçimleri öncesinde de gündeme getirildi. 7 Ekim 1965 tarihli Adalet Gazetesi’nde çıkan imzasız başyazıda İnönü’nün günahları arasında sayılan, ağıtlarda, şiirlerde dillendirilen bu acı olaylar,  filmlere de konu oldu. Mehmet Kılıç’ın yönetmenliğini üstlendiği ve Cüneyt Arkın, Oya Aydoğan, Baki Tamer gibi oyuncuların rol aldığı, 1977 yapımı ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ adlı filmde benzer bir konu işlenmiş ve ‘1945 yılında Sosyalist bir ülkeden Türkiye’ye iltica eden daha sonra düşmana edilirken sınırda şehit edilen 150 Türk’ün aziz hatırasına atfedilmişti’”. Bkz. Emre Gül, “Ne düşünüyorsun?CHP, mültecileri Sovyetlere kurban etmişti”,  http://www.dunyabulteni.net/haber/303823/chp-multecileri-sovyetlere-kurban-etmisti (son erişim tarihi: 10.08.2015).
Maraş’ta Aralık 1978 tarihine Cüneyt Arkın'ın başrolünü oynadığı “Güneş Ne Zaman Doğacak” filminin gösterimi sırasında sinema salonuna patlayıcı madde atılması, Maraş Katliamı’nı başlamasının kıvılcımını ateşlemişti. Olaylar sırasında 100’den fazla Alevi öldürüldü. Alevi ve Komünist düşmanlığının kışkırtıldığı dinci-milliyetçi bir katliam olan Maraş Katliamı, 12 Eylül askeri darbesine giden önemli kilometre taşlarından biridir. Bu konuda örneğin bkz. Aziz Tunç, Beni Sen Öldür, Maraş / 78, Fırat Basın Yayın, İstanbul, 2014; Orhan Tüleylioğlu, Kahramanmaraş Katliamı, Uğur Mumcu Vakfı Yay., Ankara, 2010. 
[status draft] [nogallery] [geotag on] [publicize off|twitter|facebook] [category araştırma]
[tags TARİH, Boraltan Köprüsü, Olay] MAIL : ozel-buro@isnet.net.tr

29 Ağustos 2015 Cumartesi

YSK, 1 KASIM 2015 SEÇİMLERİ; RESMİ SEÇİM TAKVİMİ

Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı
1 KASIM 2015 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK OLAN
26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİNDE
UYGULANACAK SEÇİM TAKVİMİ
BİLGİ NOT:
1- İlgili kanunlarda öngörülen bazı süreler 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak kısaltılmıştır (2839/9; 298/Ek 4).
2- Bu Takvimde geçen "siyasi partiler" kavramından, Yüksek Seçim Kurulunca seçime katılabilecekleri ilân olunan siyasi partiler anlaşılır.
3- Takvimde son günü gösterilen süreler, aksine bir açıklama yoksa belirtilen gün, saat 17.00'de sona erer.
4- "Seçim Takvimi"nin kesintisiz uygulanması gerekmekte olup, resmî tatil günleri de "Seçim Takvimi" açısından normal çalışma günleri gibi değerlendirilir.
5- Seçime katılabilecek siyasi partilerin ilçede teşkilatı bulunmaması halinde bu Takvime göre ilçe seçim kurulunca yapılacak bildirimler ve yazışmalar partinin il başkanlığı, il'de de teşkilatı olmadığı takdirde ilgili siyasi partinin genel başkanlığı ile yapılır.
6- 298 sayılı Kanun'un 87. maddesi gereğince, sandık seçmen listesinde yazılı seçmenin kimliği, nüfus hüviyet cüzdanı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmî belgelerle belirlenir (Hangi resmî belgelerin kimliğin belirlenmesinde kabul edileceği hususu, Yüksek Seçim Kurulunca seçimin başlangıcında tespit ve ilân edilir. Şu kadar ki, belediyeler ile köy ve mahalle muhtarlıklarınca tanzim ve tasdik edilen kimlik belgeleri bu maddenin uygulanmasında geçerli değildir.).
7- Yüksek Seçim Kurulunca seçim iş ve işlemlerine ilişkin çıkarılan genelge ve kararlardan Resmî Gazetede yayımlananlar, seçime katılabilecek siyasi parti genel başkanlıklarına ve bağımsız adaylara tebliğ edilmiş sayılır.
31 AĞUSTOS 2015 PAZARTESİ
SEÇİMİN BAŞLANGIÇ TARİHİ (2839/8,9)
1- Seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi amacıyla kullanılan MERNİS’ten veri alımının ve güncellemenin durdurulması,
2- Muhtarlık bölgesi askı listelerinin dökümüne başlanılması,
3- Milletvekili Genel Seçimine ait parametrelerin SEÇSİS’ten tanımlanması,
4- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin kimlik bilgilerini içeren listelerin Cumhuriyet başsavcılıklarından istenerek SEÇSİS'e girilmeye başlanması ve listelerin düzenlenmesi,
5- Oy kullanılacak gümrük kapılarının ve yurt dışı temsilciliklerin ilân edilmesi,
6- Yurt dışı geçici ilçe seçim kurullarının, yurt dışı sandık kurullarının, saklama ve ulaştırma kurulları (komisyonları) ile sayım ve döküm kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (298/94-A-C-E), 7- Siyasi partilerden hangi seçim çevrelerinde hangi usul ve esaslarla aday tespiti yapacaklarını Yüksek Seçim Kuruluna bildirmelerinin istenilmesi (2820/37).
1 EYLÜL 2015 SALI
1- Siyasi partilerin;
a) Hangi seçim çevrelerinde önseçim,
b) Hangi seçim çevrelerinde aday yoklaması yapacaklarını Yüksek Seçim Kuruluna bildirmelerinin son günü (2820/37),
2- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin hangi seçim çevrelerinde hangi usul ve esaslar ile aday tespiti yapacaklarının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile ilgili ilçe seçim kurullarına ulaştırılmak üzere il seçim kurullarına bildirilmesi,
3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, önseçimde oy kullanacak partili üyeleri gösteren listelerin, ilgili ilçe seçim kurullarına gönderilmesine başlanması (2820/42),
4- Önseçim ilçe seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (Önseçim ilçe seçim kurullarında görev alacak siyasi partili üyelerin, aday adayı olmayacak kişilerden belirlenmesi gerekir.) (2820/41-1).
2 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
1- Muhtarlık bölgesi askı listelerinin,
2- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin, güncellenmek üzere ilçe seçim kurullarınca askıya çıkarılması ve itirazların başlaması (Saat 08.00),
3- Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün www.ysk.gov.tr adresinden ilân edilmesi ve itirazların başlaması (Türkiye saati ile 08.00),
4- Yüksek Seçim Kurulunun www.ysk.gov.tr adresinden bina esasına göre düzenlenen seçmen kayıtlarının sorgulanmasına başlanılması (Saat 08.00),
5- Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce; elektronik ortamda hazırlanan muhtarlık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün, siyasi partilere SEÇSİS Siyasi Parti Portalı (SİPPORT) üzerinden erişime açılması, ayrıca talepleri halinde tutanak karşılığında siyasi partilerin genel merkez yetkililerine (siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına gönderilmek üzere) elden teslimi (298/39),
6- Önseçim ilçe seçim kurulu oluşturulması çalışmalarının bitirilmesi ve kurullarda görev alacaklara tebligatların yapılması,
7- Gümrük kapılarında görev yapacak geçici gümrük kapısı seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (298/94-E),
8- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, önseçimde oy kullanacak partili üyeleri gösteren listelerin, ilgili ilçe seçim kurullarına gönderilmesinin tamamlanması ve bu hususun Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesi (2820/42),
9- Önseçim yapacak siyasi partilerin üye kayıt defterlerini ilgili önseçim ilçe seçim kuruluna teslimi,
10- Siyasi partiler kayıtlı üyelerinin tamamı dışında başka bir usulle aday yoklaması yapacaksa, bu halde oy kullanacak üyelerin seçmen listelerini üye kayıt defterleriyle birlikte ilgili önseçim ilçe seçim kurulu başkanlığına vermelerinin son günü (Siyasi partilerin bu listeleri dört nüsha olarak hazırlayıp vermeleri gereklidir.) (2820/42-6).
3 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
1- Siyasi partilerin;
a) Önseçim yöntemi ile aday belirlemesi yapacakları seçim çevrelerine ilişkin olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen listelerin,
b) Önseçim dışında bir yöntemle aday yoklaması yapacakları seçim çevrelerine ilişkin olarak ilçe seçim kurulu başkanlıklarına verdikleri listelerin, askıya çıkarılması (Saat 08.00) (2820/42-7),
2- Askıya çıkarılan listelere itirazların başlaması,
3- Önseçim sandık kurullarının oluşum çalışmalarına başlanması (Önseçim sandık kurullarında görev alacak siyasi partili üyelerin, aday adayı olmayacak kişilerden belirlenmesi gerekir.) (2820/41).
4 EYLÜL 2015 CUMA
1- Gümrük kapıları sandık kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması,
2- Önseçim ve aday yoklaması ile ilgili olarak 3 Eylül 2015 Perşembe günü askıya çıkarılan listelerin indirilmesi ile listelere yapılacak itirazın son günü.
5 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
1- Partili üye seçmen kartlarının yazımına ve yazımı tamamlananların partili üyelere dağıtımına başlanması (İtiraz üzerine listeden çıkartılanlara ait olanlar iptal edilmek kaydı ile) (2820/42-7),
2- Siyasi partilerin genel başkanlıklarının; partilerinin aday adayı listelerini ve seçim çevrelerini Yüksek Seçim Kuruluna ve ilgili il ve önseçim ilçe seçim kurullarına ayrı ayrı bildirmelerinin son günü (2820/40-6),
3- Önseçim ve aday yoklaması ile ilgili listelere yapılacak itirazların önseçim ilçe seçim kurulunca kesin olarak karara bağlanmasının son günü (Saat 17.00),
4- Önseçim ya da aday yoklaması seçmen listelerinin kesinleştirilmesi (2820/42-son).
6 EYLÜL 2015 PAZAR
1- Önseçim sandık kurullarının oluşumunun tamamlanması ve bu oluşumda görev alanlara bildirimin yapılması (2820/41),
2- Sandık yerlerinin ilânı ve ilgili siyasi partilere duyurulması (2820/41-son),
3- Partili üye seçmen kartlarının dağıtımının bitirilmesi,
4- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin hangi seçim çevrelerinde önseçim ya da aday yoklamasına katılacaklarının www.ysk.gov.tr adresinden ilânı (2820/41-son),
5- Siyasi partilerin önseçim ya da aday yoklaması yapacakları seçim çevrelerinde gösterecekleri merkez adayı listelerini Yüksek Seçim Kuruluna bildirmelerinin son günü (Siyasi partilerin bu listeleri düzenlerken il’ini, seçim çevresini, aday listesi sırasını belirtmeleri gereklidir.) (2820/37),
6- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin bildirdikleri merkez adayı listelerinin ilgili önseçim ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilmesi,
7- Önseçim yapacak siyasi partilerin, aday adayları listelerini içeren oy pusulalarını çoğaltarak, yeteri kadar zarf ile birlikte ilgili önseçim ilçe seçim kurullarına teslim etmelerinin son günü (2820/46-1),
8- Önseçim ilçe seçim kurullarınca, önseçim ya da aday yoklaması oy pusulalarının ve zarflarının mühürlenmesi,
9- Önseçim ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca, gerekli seçim araç ve gereçlerinin önseçim sandık kurulu başkanlarına teslimi ve önseçim sandık kurulu başkanlarının göreve hazır duruma getirilmeleri.
8 EYLÜL 2015 SALI ÖNSEÇİM
- ADAY YOKLAMASI
1- Önseçim sandık kurullarının sayım - döküm işlemlerini tamamlamaları ve düzenleyecekleri tutanakları ilgili önseçim ilçe seçim kurullarına iletmeleri,
2- Önseçim ilçe seçim kurullarının ilçe birleştirme tutanaklarını düzenlemeleri ve il seçim kurullarına iletmeleri,
3- Önseçim ilçe seçim kurullarına yapılacak itirazların başlaması.
9 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
Önseçim sandık kurulu tutanaklarına karşı;
1- Önseçim ilçe seçim kurullarına yapılacak itirazların son günü (Saat 15.00)
2- Bu itirazların karara bağlanması ve ilgililere bildirilmesi (Saat 23.59) (2820/50).
10 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
1- Önseçim ilçe seçim kurullarının birleştirme tutanaklarına karşı ilgili il seçim kurullarına itirazların son günü (Saat 15.00) (298/129),
2- İl seçim kurullarınca, önseçim ilçe seçim kurullarının birleştirme tutanaklarına karşı yapılan itirazların karara bağlanmasının son günü (Saat 23.59),
3- İl seçim kurullarının önseçim birleştirme tutanaklarını düzenlemeleri,
4- a) Muhtarlık bölgesi askı listelerinin,
b) Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin askıdan indirilmesi ve yapılacak itirazların son günü,
5- Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün, www.ysk.gov.tr adresinden yapılan ilânının sonlandırılarak bu durumun tutanak altına alınması ve Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne yapılacak itirazların son günü (Türkiye saati ile 17.00),
6- Bina bazında seçmen kayıtlarının www.ysk.gov.tr adresinden sorgulanmasının son günü. 11 EYLÜL 2015 CUMA
1- Muhtarlık bölgesi askı listelerine ve Yurt Dışı Seçmen Kütüğü ile tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerine yapılacak itirazların karara bağlanmasının son günü,
2- İl seçim kurullarının önseçim birleştirme tutanaklarına karşı Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların son günü.
12 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
Yüksek Seçim Kurulunca il seçim kurullarının ön seçim birleştirme tutanaklarına yapılan itirazları karara bağlaması ve bu kararların ilgili il seçim kurullarına bildirilmesi.
13 EYLÜL 2015 PAZAR
1- Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanınca verilen kararların gereğinin Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce yerine getirilmesinin son günü, 2- İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca verilen kararların gereğinin ilçe seçim kurullarınca yerine getirilmesinin son günü,
3- Siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi ile ilgili olarak Yüksek Seçim Kurulunca kura çekilmesi ve ilânı (2839/26),
4- Önseçim aday listelerinde il seçim kurullarınca ya da Yüksek Seçim Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ve istifalar sonucu meydana gelen eksilmelerin il seçim kurullarınca tamamlanması (2820/51),
5- İl seçim kurullarınca, önseçimle belirlenmiş milletvekili adaylarına ait listelerin Yüksek Seçim Kuruluna gönderilmesi (Belli bir seçim için parti adaylarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinden sonra, önseçim ve adaylarla ilgili itiraz ve şikâyetler dikkate alınmaz. Daha önce yapılmış olan itiraz ve şikâyetler üzerine başlamış olan işlemler durdurulur.) (2820/51-son),
6- Yüksek Seçim Kurulunca, önseçim milletvekili adaylarına ilişkin listenin tasdikli birer örneğinin ilgili partilerin genel başkanlıklarına teslim edilmesi.
14 EYLÜL 2015 PAZARTESİ
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce;.
Elektronik ortamda hazırlanan Yurt Dışı Seçmen Kütüğü ile sandık bölgesi askı listelerinin (döküm süresi dâhil askı süresi içinde gerçekleşen tüm değişiklikleri içeren)., siyasi partilere SİPPORT üzerinden erişime açılması, ayrıca talepleri halinde tutanak karşılığında siyasi partilerin genel merkez yetkililerine elden teslimi ve bu listelere itirazların başlaması (Saat 08.00) (298/35, 39, 42, 123),
15 EYLÜL 2015 SALI
Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünde askı süresi içinde yapılan değişikliklere itirazların son günü (298/123).
16 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünde askı süresi içinde yapılan değişikliklere yönelik itirazların ilgili ilçe seçim kurullarınca karara bağlanmasının son günü (298/123),
17 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
1- Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğündeki değişikliklere karşı itirazlar nedeniyle ilçe seçim kurullarınca verilen kararlara karşı il seçim kuruluna yapılacak itirazların son günü (Saat 15.00),
2- Yapılan itirazların, il seçim kurullarınca kesin olarak karara bağlanması (saat 23.59).
18 EYLÜL 2015 CUMA
1- Siyasi partilerin genel merkez yetkilileri ile Seçmen Kütüğü Genel Müdürünün; 298 sayılı Kanun'un 122, 123 ve 124. maddesinde yazılı şikâyet ve itirazlar üzerine verilen kesin kararların, Yüksek Seçim Kurulunca incelenip karara bağlanmasını istemelerinin son günü (Saat 17.00),
2- Yukarıdaki madde uyarınca yapılacak itirazların Yüksek Seçim Kurulunca karara bağlanmasının son günü (Saat 23.59),
3- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin, Cumhuriyet başsavcılığından istenilen ikinci liste ile karşılaştırılarak değişikliklerin SEÇSİS’e işlenmesi işlemlerinin bitirilmesi ve askıya çıkarılması,
4- Siyasi partilerin genel merkezlerinin, seçime katılacakları seçim çevrelerine ait aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına alındı belgesi karşılığında DVD ve kâğıt ortamında en geç saat 17.00’ye kadar vermelerinin son günü (2839/20),
5- Bağımsız milletvekili adaylığı için il seçim kurullarına başvurunun son günü (Adaylar, emaneten yatırdıkları para makbuzlarını başvurularına eklemek zorundadırlar.) (Saat 17.00) (2839/21),
6- İl seçim kurullarınca bağımsız milletvekili adaylarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü,
7- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin verdikleri aday listelerinin incelenmesine başlanması.
19 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
1- İl seçim kurulunun kesin kararları ile itiraz edilmeksizin kesinleşen ilçe seçim kurulu kararlarının ve Yüksek Seçim Kurulunca verilen kararların ilçe seçim kurulları ile Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca seçmen kütüğüne işlenmesinin bitirilmesi,
2- Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre seçmenlerden ölmüş olanlar ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılanların Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce işlenmesi.
20 EYLÜL 2015 PAZAR
1- Yurt içi ve yurt dışı seçmen kütüklerinin kesinleştirilmesi,
2- Yurt içi seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesi,
3- Yurt dışı seçmenlerin oy kullanacakları temsilcilik, tarih aralığı ve yer bilgilerinin www.ysk.gov.tr adresinden ilânı (Türkiye saati ile 08.00),
4- Yüksek Seçim Kurulu tarafından, siyasi partilerin verdikleri aday listeleri ile illerden gelen bağımsız adaylarla ilgili başvuru belgelerinin incelenmesi sonucu tespit edilen eksikliklerin, siyasi parti genel merkezlerindeki yetkili organlarından ve bağımsız adaylardan tamamlanmasının istenilmesi (Yazı ve alındı belgesi karşılığında) (2839/13, 14, 23), .
5- Başvuru evrakında eksiklik tespit edilen ve kendisine ulaşılamayan bağımsız adaylar hakkındaki eksikliklerin Resmî Gazetede ve www.ysk.gov.tr adresinde yayımlanması/yayınlanması.
21 EYLÜL 2015 PAZARTESİ
1- Geçici gümrük kapısı seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarının tamamlanması ve ilgililere tebliği,
2- a) Yurt dışı sandık kurullarının, saklama ve ulaştırma kurulları ile sayım ve döküm kurullarının oluşturulması çalışmalarının tamamlanması, b) Gümrük sandık kurullarının oluşturulmasının tamamlanması ve ilgililere tebliği ile bu kişilere yönelik eğitim çalışmalarına başlanılması.
22 EYLÜL 2015 SALI
1- Siyasi partilerin aday listeleri ile bağımsız adayların başvuru evrakındaki eksiklikleri tamamlamalarının son günü (2839/15),
2- Bağımsız adayların adaylıktan vazgeçmelerinin son günü.
23 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
1- Yüksek Seçim Kurulunca milletvekili geçici aday listelerinin incelenmesi işlemlerinin tamamlanması ve bu listelerin ilgili il seçim kurulu başkanlıkları ile radyo, televizyon ve Resmî Gazetede yayınlanması/yayımlanması (2839/20-2),
2- Geçici aday listelerinin (bağımsız adaylar dâhil) il seçim kurulları tarafından mahallinde alışılmış usullerle ilânı (2839/20),
3- Geçici aday listelerine karşı il seçim kurullarına ve Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların başlaması ve incelenmesi (2839/22, 23).
24 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
 1- Geçici aday listelerine karşı ilgili il seçim kurullarına yapılacak itirazların son günü (Saat 15.00) (298/125; 2839/22),
2- Geçici aday listelerine karşı ilgili il seçim kurullarına yapılacak itirazların incelenmesinin ve karara bağlanmasının son günü (Saat 23.59),
25 EYLÜL 2015 CUMA
1- Geçici aday listelerinde il seçim kurullarının incelemeleri sonucunda meydana gelen noksanlık ve aykırılıkların; il seçim kurullarınca ilgili adaya, siyasi parti il başkanlığına ve ilgili siyasi parti genel merkezine de iletilmek üzere Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü (298/125; 2839/23),
2- İl seçim kurullarının milletvekili geçici aday listelerine yapılan itiraz üzerine verdikleri kararlara karşı Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların son günü (2839/22).
26 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
1- Birleşik oy pusulasında yer alacak olan bağımsız aday sıralaması için tüm il seçim kurullarında aynı anda olmak üzere saat 11.00’de kura çekilmesi, davete rağmen kuraya katılmayan bağımsız aday yerine ise il seçim kurulunca kura çekiminin yapılması (2839/26-d),
2- Kura tutanağının aynı gün en seri şekilde Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesi,
3- Milletvekili geçici aday listelerine karşı il seçim kurullarına yapılan itirazlar üzerine bu kurullarca verilen kararlara yönelik itirazların Yüksek Seçim Kurulunca karara bağlanmasının son günü,
4- Milletvekili geçici adaylığından istifa edenlerin Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmelerinin son günü,
5- İstifa, ölüm, itiraz veya inceleme üzerine adaylıktan çıkarılmaları nedeniyle aday eksilmelerinin tamamlanması hususunun Yüksek Seçim Kurulunca siyasi partilere bildirilmesi.
27 EYLÜL 2015 PAZAR
1- İlçe seçim kurulu başkanınca, siyasi partiler dışından getirilen asıl üyelerle görüşerek seçim bölgesi içindeki veya dışındaki seçmenler arasından iyi ün sahibi olmakla tanınmış, okur - yazar kimselerden, kurula bağlı seçim bölgelerindeki sandıklardan her biri için birer kişi olmak üzere sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin listenin düzenlenmesi (298/22-1),
2- Kurulun siyasi partili üyelerinden, sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin birer liste düzenleyerek başkanlığa verilmesinin istenilmesi (298/22-1, 2),
3- Seçmen bilgi kâğıtlarının dökümüne ve dağıtımına başlanılması,
4- Siyasi partilerden sandık kurulunda görev alacak olan üye listelerinin ilçe seçim kurulu başkanlığına verilmesinin istenilmesi.
28 EYLÜL 2015 PAZARTESİ
1- Aday listelerinde meydana gelen eksikliklerin ilgili siyasi partilerce tamamlanarak Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü,
2- İlçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerince, sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin listelerin ilçe seçim kurulu başkanlığına verilmesinin son günü (Saat 15.00),
3- İlçe seçim kurulu başkanınca ve ilçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerince önerilen başkan adayları arasından ad çekilerek sandık kurulu başkanlarının belirlenmesi ve SEÇSİS’e girilmesi,
4- Yüksek Seçim Kurulunca milletvekili kesin aday listelerinin seçim çevreleri itibariyle ilân edilmek üzere;
 a) İl seçim kurullarına,
b) Resmî Gazete, radyo ve televizyonda yayımlanmak/yayınlanmak üzere ilgili mercilere gönderilmesi (2839/24).
5- Siyasi partilerin seçim çevreleri itibariyle milletvekili kesin aday listeleri ile bağımsız adayların radyo, televizyon, Resmî Gazete ve illerde ilânı (2839/24),
6- Yüksek Seçim Kurulunca;
a) Tüm seçim çevreleri ile yurt dışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında kullanılacak birleşik oy pusulalarının basımı, basımı tamamlandıkça bir plân dâhilinde dağıtımına başlanması,
b) Gümrük kapılarında kullanılacak araç ve gereçlerin ilgili seçim kurullarına gönderilmesine başlanılması,
29 EYLÜL 2015 SALI
1- İlçe seçim kurullarınca ticari amaçlı sabit ilân ve reklam yerlerinin belirlenerek siyasi partiler ile bağımsız adaylara duyurulmasının son günü (298/60-7), 2- Yurt içi sandık kurullarında görev alacak olan üye listelerinin siyasi partilerce verilmesinin son günü (298/23-2), 3- Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca, seçim araç ve gereçlerinin ilgili dış temsilciliklere gönderilmesine başlanılması.
30 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
 Yurt içi sandık kurulu üyelerinin SEÇSİS'e girilmesine başlanması (298/23-2).
1 EKİM 2015 PERŞEMBE
1- Siyasi partiler ile bağımsız adayların yararlanmak istedikleri ilân ve reklam yerleri ile süresini ilçe seçim kuruluna bildirmelerinin son günü (298/60-7),
2- Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı şikâyetlerin başlaması (Saat 08.00) (298/119-1).
2 EKİM 2015 CUMA
1- Aynı ilân ve reklam yerleri için birden fazla siyasi parti ve bağımsız adayın talepte bulunmaları ve anlaşma sağlanamaması halinde ad çekme işleminin yapılması (Saat 11.00),
2- İlçe seçim kurullarınca, siyasi partiler ve bağımsız adayların yararlanacakları ticari amaçlı sabit ilân ve reklam yerleri ile süresinin belirlenmesi ve ilanı (Saat 16.00),
3- Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı ilçe seçim kuruluna yapılacak şikâyetlerin son günü (298/119-1).
4 EKİM 2015 PAZAR
1- Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı yapılan şikâyetlerin ilçe seçim kurulunca karara bağlanmasının son günü (298/119-1).
2- Yurt dışı temsilciliklerde görev alan sandık kurulu başkan ve üyeleri ile gümrük kapısı sandık kurullarında görevlendirilenlerle ilgili eğitim çalışmalarının tamamlanması,
5 EKİM 2015 PAZARTESİ
Yurt içi sandık kurullarının teşkili hakkında ilçe seçim kurulunca verilen kararlara karşı il seçim kuruluna yapılacak itirazın son günü (298/119-2).
6 EKİM 2015 SALI
İlçe seçim kurullarınca miting alanlarının belirlenerek siyasi partilere ve bağımsız adaylara duyurulmasının son günü…
7 EKİM 2015 ÇARŞAMBA
Yurt içi sandık kurullarının teşkiline dair ilçe seçim kurulu kararlarına karşı yapılan itirazın il seçim kurulunca kesin olarak karara bağlanmasının son günü (298/119-2).
8 EKİM 2015 PERŞEMBE
1- GÜMRÜK KAPILARINDA OY VERME İŞLEMİNE BAŞLANMASI,
2- YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OY VERME İŞLEMİNE BAŞLANMASI,
3- Siyasi partilerin, yararlanmak istediği miting alanı ile tarih ve saatini yazılı olarak ilçe seçim kuruluna bildirmelerinin son günü.
9 EKİM 2015 CUMA
1- Birden fazla siyasi partinin, aynı miting alanı için aynı tarih ve saatte tahsis talebinde bulunmaları halinde ad çekme işleminin yapılması (Saat 11.00),
2- Siyasi partilerin yararlanacakları miting alanları ile tarih ve saatlerinin belirlenmesi ve ilanı(Saat 16.00),
3- Bağımsız adaylar için belirlenen gün ve miting alanına birden fazla başvuru olması durumunda ad çekme işleminin yapılması ve bildirilmesi (Saat 16.00).
10 EKİM 2015 CUMARTESİ
1- Yurt içi sandık kurullarının oluşum işlemlerinin tamamlanması, oluşumda görev alanlara bu hususun bildirilmesi ve seçim işlerinde görevlendirileceklere ilişkin eğitim çalışmalarına başlanması (298/24-1),
2- Kapalı oy verme yerlerine ve sandık çevresinde görülebilir yerlere asılacak olan aday listelerinin (Örnek: 44), il seçim kurullarınca SEÇSİS'ten dökümünün alınarak ilçe seçim kurullarına gönderilmesine başlanılması.
11 EKİM 2015 PAZAR
Kapalı oy verme yerlerine ve sandık çevresinde görülebilir yerlere asılacak olan aday listelerinin (Örnek: 44), il seçim kurullarınca SEÇSİS'ten dökümünün alınarak ilçe seçim kurullarına tesliminin bitirilmesi,
12 EKİM 2015 PAZARTESİ
Seçimlere katılan siyasi partilerin radyo ve televizyonda propaganda başvuruları ve propaganda sırasının belirlenmesi için kuraya katılacak temsilcisi ile Türkiye Radyo Televizyon Kurumu temsilcilerinin Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü (298/53).
13 EKİM 2015 SALI
Başvuran siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarının yayın ve zaman sıralarının belirlenmesi için Yüksek Seçim Kurulunca ad çekilmesi (298/54). 14 EKİM 2015 ÇARŞAMBA
Sandık alanlarında görevli bina sorumluları, kolluk güçleri ve sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin SEÇSİS’e işlenmesinin bitirilmesi.
15 EKİM 2015 PERŞEMBE
Sandık seçmen listelerine sandık alanı ve sandık kurulu görevlileri şerhinin işlenerek çoğaltılmaya başlanılması.
22 EKİM 2015 PERŞEMBE
1- PROPAGANDA SERBESTLİĞİNİN VE BİR KISIM SEÇİM YASAKLARININ BAŞLANGICI (298/49, 55/B-3, 64, 65, 66),
2- Sandık seçmen listelerinin çoğaltılmasının bitirilmesi, 3- İlçe seçim kurullarınca sandık kurulları başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasına başlanılması (298/68).
25 EKİM 2015 PAZAR
1- YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OY VERME İŞLEMİNİN SONA ERMESİ,
2- Radyo ve televizyon propaganda konuşmalarının başlaması (298/52), 3- Seçmen bilgi kâğıtlarının seçmenlere dağıtımının tamamlanması.
26 EKİM 2015 PAZARTESİ
1- Yurt içi görevlilerle ilgili eğitim çalışmalarının tamamlanması,
2- Sandık kurulları başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasının bitirilmesi (298/68),
3- Seçmenlere dağıtılamayan seçmen bilgi kâğıtlarının ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına Örnek: 16 No.lu Tutanak karşılığı iadesi (Görevliler 25 Ekim 2015 Pazar günü akşamına kadar herhangi bir nedenle dağıtamadıkları seçmen bilgi kâğıtlarını ilçe seçim kurulu başkanına iade ederler),
4- Seçmen bilgi kâğıtlarını herhangi bir nedenle 25 Ekim 2015 Pazar gününe kadar alamayanların ilçe seçim kurulu başkanlıklarından almaları hususunun ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca ikişer gün ara ile iki kere ilânı (Alınmayan seçmen bilgi kâğıtları da oy verme gününde sahipleri tarafından istenildiğinde verilmek üzere sandık kurulu başkanlarına teslim edilir).
28 EKİM 2015 ÇARŞAMBA
İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca malzeme torbalarının sandık kurulu başkanlarına teslimi ve göreve hazır duruma getirilmeleri.
29 EKİM 2015 PERŞEMBE
Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin kesinleştirilerek çoğaltılmasına başlanması.
30 EKİM 2015 CUMA
Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin kesinleştirilen seçmen listelerinin çoğaltılma işleminin tamamlanması.
31 EKİM 2015 CUMARTESİ
Seçim propagandasının sonu (Saat 18.00) (298/49, 52).
1 KASIM 2015 PAZAR
OY VERME GÜNÜ
Seçim yasaklarının sona ermesi (Saat 24.00)

4 Ağustos 2015 Salı

HASBİHÂL; "DOKUNULMAZLIK" Mehmet Şükrü BAŞ

HASBİHÂL                                                         
DOKUNULMAZLIK
Mehmet Şükrü BAŞ
                                                                     mehmet_sukru_bas@mynet.com
Sevgili okurlarım!..
Bu ülke neden arpa boyu yol almıyor veya alamıyor biliyor musunuz?
Kalıcı ve caydırıcı yasalarımız veya anayasamız olmadığı için,
İleriyi görmediğimiz için,
Günübirlik yasalar ve mevzuatlarla yönetildiğimiz için,
Aklı başında yöneticilere hasret kaldığımız için…
                                               ***
Ülkemizin şuanda içerisinde bulunduğu bu vahim duruma bakıyorum dün ne ise bugün de aynı... Değişen bir şey yok.
Konu aynı, konu mankeni aynı,
Söz aynı, kelam aynı,
Söylem aynı, eylem aynı,
Hamam aynı tas aynı,
Sadece tellaklar değişmiş.
                                     ***
25 Temmuz 2007 tarihinde bir konuyu sayfamıza taşımış ve “Dokunun şu dokunulmazlara” diye adeta feryat etmişiz.
Hiç kimseler duymamış bu feryadımızı,
Hiç kimseler dokunmamış dokunulmazlık zırhı altında bazılarının bölücülük ve yıkıcı faaliyetlerine. Aradan geçmiş ay ve yıl itibariyle tam sekiz koca yıl yine aynı söylem ve yine aynı eylemler zadece mankenler değişmiş.
Ülke perişan, millet perişan, devlet perişan.
Ocaklara ateş düşmüş analar, babalar, eşler, yavuklular yetim kalan çocuklar ağlıyor bir ulus ağlıyor.
Kan gövdeyi götürüyor Yüce Meclis çatısı altında hainlere arka çıkılıyor, destek veriliyor.
Dağdaki teröriste methiyeler diziliyor kim diziyor, Bunun cevabı sekiz sene ence yazdığımız yazının içerisinde…
Buyurun birlikte okuyalım 25 Temmuz 2007 tarihli yazımızı.
DOKUNUN ŞU DOKUNULMAZLARA!..
“Adamın kafasını kırmışlar. Adam kan revan içinde avazı çıktığı kadar bağırıyor “Ah arkam vah arkam” Yanına varıp baktıklarında kafasında kanlar aktığını ancak arkasında her hangi bir yara ve berenin bulunmadığını görünce soruyorlar “Arkadaş senin kafanı kırmışlar arkanda ne var ki?” Adam bu soruyu kendisine soranlara garip garip bakarak! “Arkam olsaydı kafamı kırabilirler miydi? demiş.
Bizde bu gün 550 kişinin ya ilk defa yâda yeniden dokunulmazlık zırhına büründüklerini, arkalarını yine sağlama aldıklarını görünce bir sade vatandaş olarak ilgililere diyoruz ki;
Biz milletiz. Bizim vekillerimize dokunulmazlık zırhı veriyorsunuz da biz asıllara neden dokunulmazlık zırhı vermiyorsunuz?
Bana da bir dokunulmazlık zırhı verin!.
Merak etmeyin ülkemin birlik ve beraberliğine, gönderdeki ay-yıldızlı bayrağıma, kışladaki sancağıma, ülkemin her karış toprağına sahip olacak onlara asla ve asla kem gözle bakmayacağım.
Hırsızlık yapmayacağım,
Kimseyi kandırmayacağım.
Hayali ihracatla, hayali faturayla devletimi dolandırmayacağım.
İhalelere fesat karıştırmayacağım.
Çalmayacağım çırpmayacağım.
Lütfen bana da bir dokunulmazlık gömleği verin.
VERİN Kİ!
Korkmadan çekinmeden ülkemi ve ülkemin her değerini koruyabileyim. Ülkeme sövenleri, ihanet edenleri, ülkemin kaynaklarını kurutanları, kanımızı emenleri gece gündüz yâd edeyim.
Ülkemin temeline dinamit koyanları, askerimi, polisimi şehit edenleri, kamu malına zarar verenleri sabah akşam günde beş defa yâd edeyim.
BU KADINI KİM KONUŞTURUYOR?
2007 seçimlerinden bir gün önce ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi olan Hürriyet’te bir başlık “Bu kadını kim konuşturuyor” bu kadın dediği kapatılan DEP’in eski milletvekili Leyla Zana bağımsız adayların mitinglerinde terörist başına "Önderimiz İmralı’da" dediği için hakkında soruşturma açılan ve ırkçı politik söylemleriyle dikkati çeken Zana, Iğdır’daki mitingte de Türkiye’yi geren sözler sarf etmekten de vaz geçmedi. Zana, "Artık Türkiye’nin eyaletlere bölünme zamanı gelmiştir. Ankara; Türkiye’yi eyaletlere böl ve Kürdistan eyaletini kur" diyerek adeta emirler yağdırmıştır.
Gördünüz mü neden dokunulmazlık gömleği istediğimi. Bu kadın istediği gibi konuşuyor ben konuşamıyorum. Çünkü beni koruyacak bir gömlek beni koruyacak bir yasa yok.
                                                       ***
PKK örgütüne “üye" olmaktan İstanbul 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuklu olarak yargılanan İstanbul 3. Bölge Bağımsız Milletvekili adayı olan Sebahat Tuncel seçimi kazandığından bu günlerde mazbatasını alarak meclise girecektir. Ne diyelim oda dokunulmazlık zırhına bürünecek oda Leyla ablası gibi Türkiye’nin bölünmesini gündeme getirecek ve Atatürk’ün kurduğu meclis çatısı altında zehrini kusacaktır. Milletvekili olması sıfatıyla üzerindeki dokunulmazlık zırhı içerisinde hiç kimseden çekinmeden yasalardan korkmadan eylemini sürdürecektir.
Böyle bir oluşum hangi Türk evladını rencide etmez? Merak ediyorum:
                                               ***
Her seçim arifesinde siyasilerimiz meydanlarda “İlk iş olarak dokunulmazlıkları kaldıracağız” şeklindeki yalanlarının sadece Meclis kapısından geçinceye kadar geçerli olduğunu bu kapıdan girince her vekilin mutlaka dokunulmazlık zırhına muhtaç olduğunu görüyoruz.
Hal böyle olunca yalanın, talanın, hırsızlığın, yolsuzluğun, zimmetin, suiistimalin yanında güzel ülkemizin bölünmesi dahi telaffuz edilmeye başlanıyor. Ve bunun adına da ne yazık ki dokunulmazlık deniliyor.
Bu zırhı giyen suç işleme eğiliminde olan bazı vekillerin (burada yazsam suç olur Sebahat Tuncel’in boşalttığı yeri ben doldururum) iştahı kabarınca suiistimaller, yolsuzluklar ayyuka çıkar. Olan ülkemize olur onurumuz ve kişiliğimiz ayaklar altında pas pas olur. Yüce meclisin saygınlığına halel gelir.
                                               ***
Bu yüzden:
2007 seçimleri öncesinde Yeni bir umut olan bu yeni hükümetten rica ediyoruz. ‘Ne olur şu dokunulmazlık zırhını kaldırın, rüşvete, hırsızlığa, yolsuzluğa, vatana ihanete yol vermeyin, dokunun şu dokunulmazlığa insanın alnı açık olsun, suçların karşısında dokunulmazlık bir kalkan olmasın.’
Ah dokunulmazlık ah seni kim icat ettiyse mezarında yatmasın!!!
Bu yazdıklarımın da lütfen altını çiziniz…
Eğer ki kürsü dokunulmazlığı arkasında Yüce Meclis bir gösteri salonu haline getirilir ve ipin ucu kaçırılırsa Allah korusun korktuğumuz şeyler o zaman başımıza gelir. “ demişiz…(25.07.2007)
                                              ***
Ve o gün korktuklarımız bu gün bir kere daha başımıza gelmiş durumda.
Sayın hükümet artık ne yapacaksanız yapın bu ülkede hiç kimseye suç işleme özgürlüğü vermeyin. Vatanın birlik ve dirliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne, bayrağımıza, sancağımıza uzanan her kirli eli kırın artık.
Bu cennet vatanda ülkemize milletimize eylem ve söylemleri ile zarar veren baykuşların kanat çırpmasına izin vermeyiniz artık.
Millet sizden bunu bekliyor.
                                           ***///***
Mehmet Şükrü Baş 05 Ağustos 2015    

4 Nisan 2015 Cumartesi

'İç Güvenlik Paketi' nedir, ne değildir ve neler getiriyor?

"İç Güvenlik Paketi" nedir, ne değildir ve "güncel hayata" neler getiriyor?
Kamuoyunda 'İç Güvenlik Paketi' olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda değişiklik yapan tasarı Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak, Resmi Gazete'de bu gün (04 Nisan 2015) yayınlanarak ve yürürlüğe girdi. 
El ile dıştan kontrol hariç, kişinin üstü, eşyası, aracının görünmeyen bölümlerinin aranması; mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hallerde sözlü emriyle yapılabilecek
Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinde, havai fişek, molotof, demir bilye, sapan, bulundurulması ve taşınması yasak olan maddeler kapsamında yer alacak, bunları taşıyanlara verilen cezalar artırılacak
Polis, okul, kamu binası, ibadethane gibi yerlere molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran, saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanabilecek
Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen yürüyüşlerde, yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlara 5 yıla kadar hapis cezası uygulanacak
Müşteki, mağdur veya tanık ifadeleri, ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de alınabilecek
Bonzai, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçuna verilecek cezalar kapsamına alınacak
Vali, kolluğa, suçun aydınlatılması, faillerinin bulunması için doğrudan emir verebilecek. Kaymakam da ilçede aynı yetkiyi kullanabilecek
Araç kiralama şirketleri, kiralanacak tüm araçlarda coğrafi yer tanımlamasını sağlayan sistem veya sistemler kuracak
Polis alımında yaş sınırı 28'den 26'ya inecek
Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda değişiklik yapan tasarı, TBMM Başkanlığı'na sunuldu.
Tasarıya göre, elle dıştan kontrol hariç kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması; İçişleri Bakanlığı'nca belirlenecek esaslar dahilinde mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hallerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilecek. Kolluk amirinin kararı 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulacak.
Polis, kendisinin veya başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri, fiilleri ayrı bir suç oluşturmadığı takdirde, kişinin can güvenliğinin sağlanması bakımından koruma altına alabilecek ya da olay yerinden uzaklaştırabilecek.
Polis, müşteki, mağdur veya tanık ifadelerini, ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de alabilecek.
Boyalı su da kullanılabilecek
Polis, kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara, kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanabilecek.
Yasadışı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağıtılmasında, gerektiğinde boyalı su kullanılabilecek.
Hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Emniyet Genel Müdürü veya İstihbarat Dairesi Başkanının yazılı emriyle, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespit edilip, dinlenip, sinyal bilgileri değerlendirilirken; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emir, artık 24 saat yerine 48 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunulacak.
Faaliyetler denetlenecek
Tasarı, yetkili ve görevli hakimin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak belirlenerek, istihbarat faaliyetlerindeki gizliliğin korunması ve karar mekanizması ile denetimde etkinliğin sağlanmasını da amaçlıyor.
Tasarı, kanuna aykırı ve keyfi uygulamalara yol açılmaması için denetimi de getiriyor. Faaliyetlerin denetimi, sıralı kurum amirleri, mülki idare amirleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve ilgili bakanlığın teftiş elemanlarınca, yılda en az bir defa yapılacak. Bu faaliyetler Başbakanlık Teftiş Kurulu'nca da denetlenebilecek. Denetimlerin sonuçları, rapor halinde Meclis Güvenlik ve İstihbarat Komisyonuna sunulacak.
Polis tarafından yapılan önleme dinlemelerine ilişkin Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda yapılan bu değişikliklerle uyumlu olacak şekilde Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nda da değişikliğe gidiliyor. Bu tasarıda da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emirin yine 48 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunulması; yetkili ve görevli hakimin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olması ve denetim mekanizması getirilmesi yer alıyor.
Molotof suç kapsamında
Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinde, havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı patlayıcılar, demir bilye, sapan bulundurulması ve taşınması yasak olan maddeler kapsamında alınacak.
Toplumsal olaylarda bulundurulması ve taşınması yasak olan suç aletlerini taşıyanlara verilecek cezalar artılacak. Bunları taşıyanlar, 2 yıl 6 aydan 4 yıla kada hapis cezasına çarptırılacak.
Yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem, işaret taşıyarak veya bunları üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyerek katılanlar; kanunların suç saydığı afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç, gereçler taşıyarak, bu nitelikte sloganlar söyleyerek veya ses cihazlarıyla yayınlayarak katılanlar 6 aydan 3 yıla kadar hasip cezası alacak.
Tasarı, kimliklerini gizlemek için yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmayı suç kapsamına alıyor.
Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylarda, kamu mallarına verilen zararlar ile gerçek ve tüzel kişilerin mallarına verilen zararların devletçe karşılanması halinde, ilgili idare ödeme nedeniyle sorumlulara rücu edecek. Rücu istemine ilişkin zamanaşımı süreleri bir kat artırılarak uygulanacak.
Toplantı ve yürüyüşlerde yüz kapatmaya 5 yıla kadar ceza
Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlara, 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulanacak.
Bu suçu işleyenlerin cebir ve şiddete başvurmaları ya da her türlü silah, molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı maddeler bulundurmaları veya kullanmaları halinde verilecek cezanın alt sınırı 4 yıldan az olamayacak.
Bonzai de kapsama alınıyor
Tasarıyla, sentetik uyuşturucu maddelere yönelik cezai yaptırımın daha caydırıcı hale getirilmesi için sentetik kannabinoidler (bonzai) ve türevi uyuşturucu maddeler de Türk Ceza Kanunu kapsamına alınıyor. Bu maddelere yönelik ceza yarı oranında artırılıyor.
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Bu hükme aykırı hareket edenlere, bu fiilleri; okul, yurt, hastane veya ibadethane gibi tedavi, eğitim ve sosyal amaçla toplu bulunulan yerlerde veya bu yerlere mülki amir tarafından belirlenecek mesafe içerisinde kalan alanlarda işlemeleri halinde verilecek ceza yarı oranında artırılacak.
Gösteri yürüyüşünü şiddet eylemine dönüştürenler
Toplumda infial yaratan; öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, fuhuş, hırsızlık, yağma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti gibi suçlarda, suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla kişi hakkında, mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirlerince 24 saate kadar gözaltına alma kararı verilebilecek. Ayrıca tasarıyla, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını, şiddet eylemine ya da terör örgütlerinin propagandasına dönüştüren, vatandaşların can ve mal emniyetini, kamu düzenini tehlikeye sokanların da tutuklu yargılanabilmelerinin önü açılıyor.
Suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylarda ve toplu olarak işlenen suçlarda ise bu süre 48 saate kadar çıkabilecek
Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması halinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhal ve en geç bu sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek, talimatı doğrultusunda hareket edilecek. Kişi en geç 48 saat, toplu olarak işlenen suçlarda 4 gün içinde hakim önüne çıkarılacak.
Vali de kaymakam da emir verebilecek
Vali, lüzumu halinde, kolluk amir ve memurlarına, suçun aydınlatılması, faillerinin bulunması için gereken acele önlemlerin alınması için doğrudan emir verebilecek.
Vali, kamu düzenini ve güvenliğini, kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla aldığı önlem ve kararların uygulanması için adli kuruluşlar ile yardım isteyebileceğine dair hükmü saklı kalmak kaydıyla askeri kuruluşlar dışında, mahalli idareler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinesi ve tedbirlerin zorunlu kıldığı diğer araç ve gereçlerinden yararlanabilecek, personeline görev verebilecek.
Kamu kurum ve kuruluşları, valinin bu konudaki emir ve talimatlarını yerine getirecek, aksi takdirde vali, emir ve talimatlarını kolluk aracılığıyla uygulayacak.
Bunların yerine getirilmemesi veya geciktirilmesi nedeniyle oluşan kamu zararı ile gerçek ve tüzel kişilerin devlet tarafından karşılanan zararları, ilgili idarece genel hükümlere göre sorumlu kamu görevlilerinden tazmin edilecek.
Valiye verilen bu yetkiler, ilçede kaymakam tarafından da kullanılabilecek.
Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylara yönelik alınan karar ve önlemlere aykırı davrananlara, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması durumunu ilde vali; birden çok ili kapsıyorsa İçişleri Bakanı tespit edecek.
Tasarı, toplumsal olaylarda kamuya ve özel kişilere ait bina, araç ve mallara zarar verenlerin, zararı karşılamasında zamanaşımının da önüne geçmeyi amaçlıyor. Rücu istemine ilişkin zamanaşımı süresi bir kat artırılıyor.
Araç kiralama şirketleri günlük kayıt tutacak
Araç kiralama şirketlerinin sorumlu işleticileri ve yöneticileri, kiralanan araç bilgileri, aracı kiralayanların kimlik bilgileri ve kira sözleşmesi kayıtlarını, usulüne uygun şekilde günü gününe tutacak. Kiralanacak tüm araçlarda coğrafi yer tanımlamasını sağlayan sistem veya sistemler kuracak, genel kolluk kuvvetlerinin her an incelemelerine hazır bulunduracak.
Mülki idare amirleri, bu yükümlülüklere aykırı hareket edenlere 2 bin lira, gerçeğe aykırı kayıt tutan veya bilgi verenlere 5 bin lira idari para cezası kesecek.
İşlenen bir suçun gizlenmesi amacıyla bilgilerin yok edilmesi halinde işletme ruhsatı iptal edilecek.
Bu kayıtlar adli mercilerin talepleri saklı kalmak kaydıyla; suç işlenmesinin önlenmesi, kayıp ve aranan kişilerin bulunması amacıyla genel kolluk kuvvetleri tarafından alınabilecek. Sistemde yer alan kayıtlar, özel hayatın gizliliği ilkesi çerçevesinde bu amaçlar dışında kullanılamayacak.
Araç kiralama şirketleri, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde tüm kayıtlarını bilgisayarda tutacak, bilgisayar teminallerini genel kolluk kuvvetlerinin bilgisayar terminallerine bağlayacak. Bu şartı yerine getirmeyenlere, 10 bin lira ceza uygulanacak, fiilin tekrarında işletme ruhsatı iptal edilecek.
İkinci sınıf emniyet müdürü, ilçe emniyet müdürü olabilecek
İkinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde olan polis amirleri; emniyet ve asayiş durumu, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikler, nüfus büyüklüğü, şehirleşme düzeyi gibi kriterler dikkate alınarak belirlenecek ilçelere, ilçe emniyet müdürü olarak atanabilecek.
Birimlerin kapatılması nedeniyle ihtiyaç kalmayan Dekan Yardımcısı, Polis Koleji Müdürü ve Müdür Yardımcısı görev unvanları ile polis okullarının yüksek okula dönüştürülmesi ve koruma müdürlüklerinin daire başkanlığı seviyesinde yeniden yapılandırılmış olması nedeniyle Polis Okulu Müdürü, Polis Okulu Öğretmeni, Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürü, Başbakanlık Koruma Müdürü, TBMM Koruma Müdürü, Polis Okulu Müdür Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdür Yardımcısı, TBMM Koruma Müdür Yardımcısı, Başbakanlık Koruma Müdür Yardımcısı görev unvanları kaldırılıyor.
Birinci sınıf emniyet müdürleri, bütün eğitim kurumlarında öğretim görevlisi olarak görev yapabilecek.
Tasarı, rütbe terfilerinin liyakate dayalı şekilde yeniden düzenlenmesini, (A)-(B) grubu polis amiri ayırımına son verilmesini ve ihtiyaç gereği alt rütbelerde yeteri oranında amir bulundurulmasını öngörüyor.
Polis amirleri, rütbe sırası ile Komiser Yardımcısı, Komiser, Başkomiser, Emniyet Amiri, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü, Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürü, İkinci Sınıf Emniyet Müdürü, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü ve Sınıf Üstü Emniyet Müdürü şeklinde olacak.
Polis amirlerinin, rütbelerde ve meslek derecelerinde zorunlu en az bekleme süreleri, komiser yardımcısı ve komiser 4 yıl, başkomiser ve emniyet amiri 3 yıl, dördüncü ve üçüncü sınıf emniyet müdürü 2 yıl, ikinci sınıf emniyet müdürü 1 yıl, birinci sınıf emniyet müdürü 2 yıl olacak. Rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelere terfiler ise düzenlemede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakate göre yapılacak.
Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren 5 yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen emniyet amirleri ile Dördüncü, Üçüncü ve İkinci Sınıf Emniyet Müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartlara haiz olmak kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulu'nun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilecek. Birinci Sınıf Emniyet Müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresi 6 yıl olacak.
Meslekten veya devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren bir fiil işlediği tespit edilen ve zamanaşımı nedeniyle bu cezaların uygulanması mümkün olmayan personel, Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ve Bakanın onayıyla emekliye sevk edilecek.
Polis alımında yaş sınırı 28'den 26'ya düşürülüyor. Lisans mezunlarından KPSS'de bakanlıkça belirlenecek taban puanı almış olanlar arasından sınavın yapıldığı yılın 31 Aralık tarihi itibarıyla 26 yaşından gün almayan erkek ve kadın adaylar arasından yönetmelikle belirlenecek şartları taşıyanlar ve sınavda başarılı olanlar, polis meslek eğitim merkezlerine alınacak.
Terörle mücadelede personelin, emekliliğe sevk nedeniyle meslekten ayrı geçirdikleri süre de rütbe kıdemlerinde değerlendirilecek.
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında yapısal değişiklikler içeriyor
İçişleri Bakanı, Jandarma Genel Komutanlığı'nda general rütbesinde olmayan daire başkanlarıyla il ve ilçe jandarma komutanlarını, Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda amiraller haricindeki kurmay başkanı, karargahta görevli başkanlar ve bölge komutanlarını atayacak
Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle suç işlediği iddia edilen jandarma personeli İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilecek
Belediye sınırları içinde olmakla birlikte hizmet gerekleri bakımından uygun görülen yerler jandarmanın görev ve sorumluluk alanı olarak tespit edilebilecek.
Bazı emniyet müdürleriyle son beş yıl içinde yetkili disiplin kurullarınca meslekten veya devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği halde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan emniyet teşkilatı personeli resen emekliye ayrılabilecek
Polis koleji kapatılacak, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğüne dönüştürülecek
İçişleri Bakanı, Jandarma Genel Komutanlığı'nda general rütbesinde olmayan daire başkanlarıyla il ve ilçe jandarma komutanlarını, Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda amiraller haricindeki kurmay başkanı, karargahta görevli başkanlar ve bölge komutanlarını atayacak.
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı emniyet teşkilatında yapısal değişiklikler öngörüyor.
Tasarıya göre polis koleji kapatılacak ve burada öğrenimine devam eden öğrenciler, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sınav puanları dikkate alınarak, durumlarına uygun okullara naklen kaydedilecek.
Polis kolejindeki eğitim öğretim hizmetleri sınıfında yer alan personel, kadro derecelerine uygun öğretmen unvanlı kadrolara atanacak.
Mevcut amir rütbeleri için ihdas edilen kadro sayılarının, her amir rütbesi için öngörülen azami kadro sayısından fazla olması halinde, bu fazlalık giderilinceye kadar, boşalan kadrolar herhangi bir işlem yapılmaksızın iptal edilmiş sayılacak.
Polis amirlerinin rütbelerde ve meslek derecelerinde zorunlu en az bekleme sürelerini değiştiren tasarıya göre, birinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde bulunanlardan emniyet genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, polis akademisi başkanı, özel güvenlik denetleme başkanı, birinci hukuk müşaviri, daire başkanı, il emniyet müdürü, emniyet müşaviri, polis eğitim merkezi müdürü, polis moral eğitim merkezi müdürü, akademi başkan yardımcısı, polis amirleri eğitimi merkezi müdürü, teftiş kurulu başkan yardımcısı, teftiş kurulu grup amiri, polis meslek yüksek okulu müdürü, polis meslek eğitim merkezi müdürü ve polis eğitim merkezi müdürü kadrolarında bulunanlar dışında kalanlarla ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf emniyet müdürü rütbesinde bulunanlardan emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanlar tasarı yürürlüğe girdikten sonraki üç ay içerisinde Yüksek Değerlendirme Kurulu'nun teklifi ve İçişleri Bakanı'nın onayıyla resen emekliye sevk edilebilecek.
Düzenleme yürürlüğe girmeden önceki son beş yıl içinde yetkili disiplin kurullarınca meslekten veya devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği halde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan emniyet teşkilatı personeli de resen emekliye ayrılabilecek.
Polis Akademisi'nde görevler sona erecek
Polis Akademisi Başkanı gerek görüldüğü takdirde, dört yıllık görev süresi sona ermeden önce de görevinden alınabilecek.
Polis meslek yüksekokulları İçişleri Bakanı'nın onayıyla polis meslek eğitim merkezine dönüştürülebilecek. Buradaki personel, ayrıca bir işleme gerek olmaksızın polis meslek eğitim merkezi kadro ve görev unvanlarına uygun kadrolara atanmış sayılacak.
Polis Amirleri Eğitimi Merkezi, enstitü ve polis meslek yüksekokullarında, ilk derece amirlik eğitimi alanlarla lisansüstü veya ön lisans eğitimi yapanlar altı yıl mecburi hizmetle yükümlü olacak.
İkili anlaşmalara bağlı olarak yabancı uyruklu öğrenci veya kursiyerler, İçişleri Bakanı'nın onayıyla Polis Akademisi'ne ücretli olarak kabul edilebilecek.
Polis Akademisi Başkanı'nın yanı sıra dekan, enstitü müdürü ve enstitü sekreteri, polis meslek yüksek okulu müdürü, polis meslek eğitim merkezi müdürü ve bunların yardımcılarıyla her kadrodaki öğretim elemanları ve idari personelin Polis Akademisi Başkanlığındaki görevleri düzenleme yürürlüğe girince sona erecek ve kadrolarıyla ilişkileri kesilecek. Akademide geçici görev yapanların görevlendirmeleri de aynı tarihte bitecek.
Polis Akademisi Başkanı, düzenleme yürürlüğe girdikten sonra 20 gün içinde atanacak. Sonraki 20 günde başkan yardımcısı, polis amirleri eğitimi merkezi müdürü ve polis amirleri eğitimi merkezi müdür yardımcısı, enstitü müdürü ve enstitü sekreteri, polis meslek yüksekokulu müdürü ve polis meslek eğitim merkezi müdürü kadro veya unvanlarına atama yapılacak.
Polis Akademisi'nde görevi sona eren öğretim üyesi, öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman ve idari personelden Başkan'ın teklif ettiği ve İçişleri Bakanı'nın uygun gördüğü personel, en geç iki ay içerisinde Polis Akademisi Başkanlığı'nda durumlarına uygun kadrolara atanacak.
Ataması yapılmayan idari personelin Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki uygun kadrolara, akademik personelin başka yükseköğretim kurumlarına ataması gerçekleştirilecek.
Güvenlik Bilimleri Fakültesi, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğüne dönüştürülecek. Fakülte öğrencileri, YÖK tarafından belirlenecek üniversitelerin iktisadi ve idari bilimler fakültelerine tercihlerine göre yerleştirilecek.
Polis meslek yüksek okullarında, polis meslek eğitim merkezlerinde ve Emniyet Genel Müdürlüğü adına yükseköğretim kurumlarında okutulan öğrencilerden eğitimini başarıyla bitirenler, Polis Akademisi Başkanlığı tarafından yapılacak sınavda başarılı olmaları halinde emniyet teşkilatı kadrolarına yerleştirilecek.
Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen hizmetler, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde Polis Akademisi Başkanlığı'na devredilecek.
Emniyet teşkilatının ilk kademe amir ihtiyacını karşılamak üzere, lisans mezunları arasından KPSS 'de İçişleri Bakanlığı'nın belirleyeceği taban puanı alan ve diğer şartları taşıyanlar Polis Amirleri Eğitimi Merkezinde bir eğitim-öğretim dönemi özel eğitime tabi tutulabilecek.
Tasarının yürürlüğe girmesiyle Emniyet Genel Müdürlüğü yükseköğretim kurumlarında öğrenci okutmayacak, yurt içi ve yurt dışına yüksek lisans, master ve doktora öğrencisi göndermeyecek.
Jandarma teşkilatında İçişleri Bakanı'na yeni yetkiler
Tasarı, jandarma teşkilatını ilgilendiren değişiklikler de içeriyor.
Buna göre, belediye sınırları içinde olmakla birlikte hizmet gerekleri bakımından uygun görülen yerler jandarmanın görev ve sorumluluk alanı olarak tespit edilebilecek.
General rütbesinde olmayan daire başkanlarıyla il ve ilçe jandarma komutanlarının atanmaları, yer değiştirmeleri ve geçici görevlendirmeleri İçişleri Bakanı tarafından yapılacak. Gerektiğinde Jandarma Genel Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilecek. Diğer subaylar ile astsubaylar ve uzman jandarmaların atanması, yer değiştirmesi ve geçici görevlendirmeleri Jandarma Genel Komutanı'nın yetkisinde olacak.
Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen jandarma personeli İçişleri Bakanı tarafından görevinden uzaklaştırılabilecek. Gerektiğinde Jandarma Genel Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilecek. İl jandarma komutanı hariç olmak üzere, il jandarma komutanlıklarında görevli personel, vali tarafından görevden uzaklaştırılabilecek. Gerektiğinde il jandarma komutanı da bu konuda teklifte bulunabilecek. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç 10 gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanacak.
Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'ndaki geçici olarak işten el çektirme, açığa çıkarma, açığa alınma ve geçici süreyle görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümler ile Jandarma Genel Komutanı'nın görevden uzaklaştırılmasına dair özel hükümler saklı kalacak.
Sivil memurların görevden uzaklaştırılmaları Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olacak.
Görevden uzaklaştırılanlar yaptıkları görevden alıkonulmuş olacak. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilecek veya başka görev verilmeyebilecek. Görevden uzaklaştırılanlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenecek. Haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya eksik ödenen her türlü özlük hakkı ödenecek.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışı kadrolarındayken görevden uzaklaştırılanlara da yurt içinde bir kadroya atanıncaya kadar, yurt dışı aylığının üçte ikisi ödenecek.
Ön inceleme veya soruşturmaya konu olan fiillerinin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların görevden uzaklaştırma tedbirleri, haklarında karar verilmesi beklemeksizin kaldırılabilecek.
Bu kapsamdaki görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemeyecek. Bu süre, zorunlu hallerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilecek. Görevden ayrı kalınan bu süreler hizmetten sayılacak.
Jandarmanın askeri görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenecek ve teftiş edilecek.
Jandarma komutanlarının izinlerini mülki amir verecek
İl jandarma komutanı ile merkez ilçe jandarma komutanı hakkında il valisince, ilçe jandarma komutanı hakkında kaymakamın değerlendirmesi alınarak il valisi tarafından her yılın sonunda askeri görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili değerlendirme raporu düzenlenecek. Değerlendirme raporları personelin terfi, ödüllendirme, atama ve yer değiştirmesinde dikkate alınacak. Değerlendirme raporlarının içeriği ve düzenleme esasları Genelkurmay Başkanlığı'nın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
İl ve ilçe jandarma komutanlarıyla karakol komutanlarının izinleri, ilgili komutanlıkların planlaması da dikkate alınarak mahalli mülki idare amirlerinin onayıyla verilecek.
İçişleri Bakanı, bu düzenlemedeki yetkilerinden bir kısmını gerektiğinde sınırlarını yazılı olarak açıkça belirlemek şartıyla ilgisine göre Jandarma Genel Komutanı'na veya valilere devredebilecek.
Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndaki yenilikler
Amiraller haricinde, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kurmay Başkanı, Sahil Güvenlik Komutanlığı karargahında görevli başkanlar ve bölge komutanlarının atanmaları İçişleri Bakanı tarafından yapılacak. Gerektiğinde Sahil Güvenlik Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilecek. Diğer subayların ve astsubayların, devlet memurlarının, uzman erbaşların ve sözleşmeli erbaş ve erlerin atanmalarıyla erbaş ve erlerin dağıtımları Sahil Güvenlik Komutanı'nca yapılacak.
Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli sahil güvenlik mensubu subay, astsubay, sivil personel, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erlerin hizmetgerekleri veya sağlık ya da diğer nedenlerle görev ve hizmet yerlerinin değiştirilmesiyle geçici görevlendirmelerinde atamalarındaki usul ve esaslar geçerli olacak.
Sahil güvenlik bölge komutanları hakkında, mülki görevleri açısından konuşlu bulundukları yerin valisi tarafından her yıl sonunda, askeri görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenecek. Değerlendirme raporları personelin terfi, ödüllendirme, atama ve yer değiştirmesinde dikkate alınacak. Değerlendirme raporlarının içeriği ve düzenleme esasları, Milli Savunma Bakanlığı'nın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
Tasarıya göre, kimlik kartı, uluslararası aile cüzdanı ve mavi kart bedeli müracaat sırasında tahsil edilecek. Doğum bildiriminde kimlik kartlarından bedel alınmayacak
Askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli, İçişleri Bakanı'nca görevinden uzaklaştırılabilecek
Vali; general ve amiraller hariç olmak üzere, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin, askeri görevleri haricindeki diğer görevlerini ilgilendiren disiplin suçları hakkında uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası verebilecek
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının kıyafetleri, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek
Çocuğa konulan ad üç adı geçmeyecek ve kısaltma yapılmadan yazılacak
Nüfus cüzdanlarını kaybedenler ve doğum olayını süresi içinde bildirmeyenlere uygulanan idari para cezasına son veriliyor
2014 yılı için adres ve evlenme bildirimlerini süresi içinde yerine getirmeyenlere uygulanan idari para cezası 436 TL'den 80 TL'ye, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara uygulanan idari para cezası ise 875 TL'den 500 TL'ye indiriliyor
Kimlik kartı, uluslararası aile cüzdanı ve mavi kart bedeli müracaat sırasında tahsil edilecek. Doğum bildiriminde kimlik kartlarından bedel alınmayacak.
Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla, Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin görevinden uzaklaştırılabilmesine ilişkin düzenleme yapılıyor.
Buna göre, askeri nitelikte olmayan görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen bir suçtan dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülen Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli, İçişleri Bakanı'nca görevinden uzaklaştırılabilecek. Gerektiğinde Sahil Güvenlik Komutanı da bu konuda teklifte bulunabilecek. Görevden uzaklaştırılan personel hakkında en geç on gün içinde ön inceleme veya soruşturmaya başlanacak.
Görevden uzaklaştırılanlar yapmakta oldukları görevden alıkonulacak. Bu kişilerin görev yerleri değiştirilebilecek veya başka görev verilmeyebilecek. Görevden uzaklaştırılanlara, bu süre içinde aylık ödenecek. Ancak, bu gibilerden haklarında soruşturma izni verilmemesine, soruşturmaya veya kovuşturmaya yer olmadığına, beraatına, kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen özlük hakları ödenecek.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurtdışı kadrolarında görevliyken görevden uzaklaştırılanlara da yurtiçinde bir kadroya atanıncaya kadar yurtdışı aylığı ödenecek. Görevden uzaklaştırma tedbiri iki ayı geçemeyecek. Bu süre, zorunlu hallerde iki ayı geçmemek üzere bir defa uzatılabilecek.
Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın askeri görevleri haricindeki diğer görevleriyle ilgili eylem ve işlemleri, İçişleri Bakanlığı ile valiler ve kendi amirleri tarafından denetlenecek ve teftiş edilecek. İçişleri Bakanı, bu düzenlemedeki yetkilerinden bir kısmını, Sahil Güvenlik Komutanı'na veya valilere devredebilecek.
Vali; general ve amiraller hariç olmak üzere, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin, askeri görevleri haricindeki diğer görevlerini ilgilendiren disiplin suçları hakkında uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezası verebilecek.
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının kıyafetleri, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda ifadeler güncelleniyor
Tasarıyla, Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3. maddesindeki tanımlar gözden geçiriliyor, ifadeler güncelleniyor, ihtiyaç duyulan tanımlar ekleniyor ve kanunun tümünde terim birliği sağlanıyor.
İçişleri Bakanlığı, özel kütükleri kağıt, elektronik veya sadece elektronik ortamda tutmaya ve ilgili kurumların uygun görüşünü alarak kağıt ortamında düzenlenen nüfus olayları ve adrese ilişkin dayanak belgelerin bu kurumlarca muhafaza edilmesine yetkili olacak.
İkamet izni verilen yabancılar, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nce kimlik numarası verilerek yabancılar kütüğüne kaydedilecek. Türkiye'de bulunan yabancılara ikamet izni şartı aranmaksızın kimlik numarası vermeye İçişleri Bakanlığı yetkili olacak.
Doğum bildirimi doğumun gerçekleştiği sağlık kuruluşuna da yapılabilecek. Çocuğa konulan ad üç adı geçmeyecek ve kısaltma yapılmadan yazılacak. Doğum raporu ve doğum tutanağının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı'nın görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
İlgili kanun uyarınca köyken mahalleye dönüştürülen mahalle muhtarlıklarına, evlendirme memurluğu yetki ve görevi verebilecek.
Tasarıyla, Anayasa Mahkemesi'nin, ilgili kanunun "Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir" hükmünü iptal etmesi nedeniyle düzenleme yapılıyor. Buna göre, haklı sebeplerin bulunması halinde aynı konuya ilişkin isim düzeltme yapılması hakimden istenebilecek. Ad değişikliği halinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eş ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltecek.
Kimlik kartında yetkili bakanlık İçişleri Bakanlığı
Kimlik kartında yer alacak bilgilerle kartın tasarımı, temini, basımı, dağıtım ve teslim yöntemi ile üretim ve kişiselleştirilmesinde kullanılacak sistemi belirlemeye İçişleri Bakanlığı yetkili olacak.
Kimlik kartında yer alacak biyometrik verinin türü, niteliği ve alınma yaşı Bakanlıkça belirlenecek.
Biyometrik verisi alınacak kişilerin şahsen müracaatı esas olacak. Biyometrik verisi alınmayacak çocukların kimlik kartı müracaatı veli veya vasilerince yapılacak.
Kimlik kartı talebinde bulunan kişi ile nüfus kütüklerinde kayıtlı kişinin aynı kişi olup olmadığı hususunda tereddüte düşülmesi halinde, mülki idare amirinin emri ile kolluk kuvvetlerine araştırma yaptırılacak. Kimlik kartına kayıt ve işaret konulamayacak, kimlik kartı hiçbir kişi veya kurum tarafından alıkonulamayacak.
Evlenme işlemi tamamlandıktan sonra çiftlere uluslararası aile cüzdanı verilecek. Uluslararası aile cüzdanı ve mavi kart, İçişleri Bakanlığı'nca belirlenen tasarım ve sayıda Maliye Bakanlığı'nca bastırılacak. Aile cüzdanları ve mavi kartlar, Maliye Bakanlığı'nca yurt içinde nüfus müdürlüklerine ve evlendirme memurluklarına verilmek üzere maliye yetkililerine, yurt dışında ise dış temsilciliklere verilmek üzere Dışişleri Bakanlığı'na gönderilecek.
Uluslararası aile cüzdanları ve mavi kartların en fazla üç bin adedi, bedeli sonradan ödenmek üzere, üç bin adetlik partiler halinde peşin para karşılığında nüfus müdürlüğüne verilecek.
Kimlik kartı, uluslararası aile cüzdanı ve mavi kart bedeli müracaat sırasında tahsil edilecek. Doğum bildiriminin kanuni süresi içinde yapılması halinde, kimlik kartlarından değerli kağıt bedeli alınmayacak. Hatalı yazım nedeniyle iade edilen uluslararası aile cüzdanları ve mavi kartlar değerli kağıt bedelinden düşülecek. Hatalı üretim ya da yazım nedeniyle kimlik kartlarının değiştirilmesi halinde kimlik kartı bedeli alınmayacak.
Gerçek kişiler, nüfus kayıt örneği ve yerleşim yeri belgesini, elektronik ortamda Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü veya e-devlet kapısı üzerinden alabilecek.
Yerleşim yeri ve diğer adres bilgileri, kamu hizmeti veren kurumlara da verilebilecek
Yerleşim yeri ve diğer adres bilgileri; kamu kurumları, bankalar ve sigorta şirketlerinin dışında, elektrik, doğalgaz şirketleri gibi altyapı kuruluşları, doğrudan adres tespiti ile yükümlü kılınan finansal kuruluşlar, kamu hizmeti veren kurumlara da verilebilecek. Bu kurumlar, sadece ilgili kişilerin bilgilerini alabilecek, nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi ve kimlik kartı bilgilerini Kimlik Paylaşımı Sistemi'nden temin edebilecek.
İl özel idaresi ve belediyeler, sorumluluk alanlarındaki adres bileşenlerini standarda uygun olarak tanımlayıp bunlara değiştirilemeyecek sabit tanıtım numarası vererek adres bilgilerini oluşturacak, değişiklikleri 10 işgünü içinde ulusal adres veri tabanına işleyecek.
Tasarıyla, adres bildirimlerinde bildirim yükümlülüğü ve süresine ilişkin esaslar yeniden düzenleniyor, bu konuda bürokrasinin en aza indirilmesi ve işlemlerin süratli bir şekilde yapılması amaçlanıyor.
Adres bildiriminde kişilerin yazılı beyanı esas alınacak
Buna göre, adres bildiriminde kişilerin yazılı beyanı esas alınacak, bildirim şahsen veya elektronik imza ile yapılacak. Adres bildirimi, nüfus müdürlüklerine veya dış temsilciliklere yapılacak. Adres bildiriminin 20 işgünü içinde yapılması zorunlu olacak. Yerleşim yeri ve diğer adresi aynı olan ailenin ergin fertleri, birbirlerinin yerine adres beyanında bulunabilecek.
Huzurevi, yetiştirme yurdu, cezaevi, öğrenci yurdu gibi yerlerde kalanların adres bildirimleri ilgili kurum yetkililerince, bildirim yapamayacak durumda olan kimsesizlerin ise muhtarlarca yapılacak. Beyanda şüphe duyulması halinde, kişinin beyanını teyit eden bilgi ve belgeler istenebilecek.
Adres değişikliği beyan formları, elektronik ortamda Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne veya kağıt ortamında en geç 10 işgünü içinde kuruluşun bulunduğu yerin nüfus müdürlüğüne gönderilecek.
Nüfus yazımlarından önce ölenler, aile kütüklerine tescil edilmeyecek. Ancak; yersel yazımdan önce ölen kişiye ait kimlik ile ölüme ilişkin belge ibrazı halinde kişinin kanuni mirasçılarının kaydına açıklama yapılacak. Şüphe duyulması halinde, nüfus olaylarında olduğu gibi, adrese yönelik bildirimlerde de mülki idare amirinin emriyle kolluk kuvvetlerince gerekli inceleme yapılabilecek.
Milli Savunma Bakanlığı, aile kütüklerinde kayıtlı olanlardan, askerlik çağına giren erkek nüfusun listesini Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden alacak.
Kimlik Paylaşımı Sistemi'nde yer alan bilgilerin genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarıyla tüzel kişilerle paylaşılması karşılığında, sorgu veya dönen kayıt başına katılma payı alınacak.
Tasarıyla, nüfus cüzdanlarını kaybedenler ve doğum olayını süresi içinde bildirmeyenlere uygulanan idari para cezasına son veriliyor. 2014 yılı için adres ve evlenme bildirimlerini süresi içinde yerine getirmeyenlere uygulanan idari para cezası 436 TL'den 80 TL'ye, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara uygulanan idari para cezası ise 875 TL'den 500 TL'ye indiriliyor.
Soyadı Kanunu'na aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası bulunan ad ve soyadları mahkeme kararı aranmaksızın il veya ilçe idare kurulu kararıyla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilecek
Boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verilen kadının evlenmeden önceki soyadını; eşinin soyadı ile birlikte önceki soyadını taşıyan kadının sadece eşinin soyadını kullanmak istemesi halinde, nüfus müdürlüğünce gerekli işlem yapılacak
Nüfus müdürlükleri tarafından "mirasçılık belgesi" verilebilecek
Pasaport hizmetlerini Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yürütecek
Soyadı Kanunu'na aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası bulunan ad ve soyadları mahkeme kararı aranmaksızın il veya ilçe idare kurulu kararıyla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilecek.
Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Başkanlığı'na sunuldu.
Tasarıya göre, İçişleri Bakanlığı, nüfus olayları ve adrese ilişkin dayanak belgesi düzenleyen kurumlara ve dış temsilciliklere bu belgeleri elektronik ortamda gönderme veya tescil yetkisi verebilecek.
Yazılı talepte bulunmak kaydıyla; boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verilen kadının evlenmeden önceki soyadını; eşinin soyadı ile birlikte önceki soyadını taşıyan kadının sadece eşinin soyadını kullanmak istemesi halinde nüfus müdürlüğünce gerekli işlem yapılacak.
1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren vuku bulan ölüm olaylarının tespiti kurum ve noterler tarafından Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden yapılacak. Bu tarihten önceki ölüm olayları nüfus müdürlüğünce ilgili kurumlara gönderilmeye devam edilecek.
30 yıl işlem görmeyen 110 yaş üstündekiler ölü sayılacak
İlgililerin talebi halinde nüfus müdürlükleri tarafından mirasçılık belgesi verilebilecek. Mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirmesi, nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi konusunda yeterli olmaması veya mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi durumunda, mirasçılık belgesi nüfus müdürlükleri tarafından verilmeyecek.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle merkezi veri tabanında yer alan kayıtlara göre son 30 yılda işlem görmeyen, halen ölü mü sağ mı oldukları bilinmeyen ve 110 yaşın üstündeki kişiler ölmüş sayılacak; sağ olduğu tespit edilenlerin kaydı idarece düzeltilecek.
Bakanlık adına ihdas edilmiş olup Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü adına tahsis edilmiş kadrolardan bin adedine Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu kapsamındaki sınırlamalara tabi olmaksızın 2015 yılı içinde atama yapılabilecek.
Soyadı Kanunu'nun "Rütbe ve memuriyet, aşiret ve yabancı ırk ve millet isimleriyle umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılamaz" maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası bulunan ad ve soyadları mahkeme kararı aranmaksızın il veya ilçe idare kurulu kararıyla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilecek.
Soyadı değiştirilen erkek ise kendisi ile birlikte varsa karısının ve müracaat tarihinde ergin olmayan çocuklarının da soyadları düzeltilecek. Soyadı değiştirilen kadın ise kendisi ile birlikte ergin olmayan evlilik dışı çocukları varsa onların da soyadları düzeltilecek.
Göçmen olarak Türk vatandaşlığına alınanlardan doğum yeri ve tarihi hatalı olan kişilerin kayıtları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde usulüne göre onaylanmış doğum belgeleri ile müracaatları halinde nüfus müdürlüğünce düzeltilecek.
Genel ahlaka aykırı faaliyetlerde bulunanlar vatandaşlık kazanamayacak
Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda yapılan değişiklikle, Türk vatandaşlığının kazanılmasında milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek hali bulunan yabancıların taleplerinin İçişleri Bakanlığınca reddedilmesi durumunda açılan idari davalarda idare aleyhine yaşanan hukuki sorunlar gideriliyor.
Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan evlilik öncesi genel ahlaka aykırı faaliyetlerde bulunanlar, vatandaşlık kazanamayacak.
18 yaşını tamamladığı halde aile kütüklerine kaydedilmemiş olan kişilerin, anne veya baba, bunların ölmüş olması halinde varsa kardeşleri ile soybağını gösterir tıbbi rapor ibraz etmeleri halinde başka bir belge istenmeden tescil işlemi yapılacak.
Umuma mahsus pasaport almak isteyenlerin başvuru yerleri ve istenecek belgeler İçişleri Bakanlığı'nca tespit edilecek.
Demiryolu personeli kimlik belgeleri, anlaşmalarda öngörülen yetkili makamlarca tasdik edilmedikçe pasaport yerine kullanılamayacak.
Gemi adamı cüzdanı ve uçak mürettebatı belgesini düzenlemeye yetkili kurum ve kuruluşlar, ilgililerin haklarında tahdit bulunup bulunmadığını yetkili merciden teyit etmek zorunda olacak.
Devlet Memurları Kanunu'nun pasaport alımında eğitim durumlarına göre yaptığı tasnif, Pasaport Kanunu'nda da geçerli olacak. Buna göre, hususi pasaport alacaklarda en az lise veya dengi okul mezunu olma şartı aranacak.
Elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı ile elektronik imza işlemleri yapabilecek.
Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı yeniden yapılandırılıyor
Pasaport hizmetlerini yürütme görevi İçişleri Bakanlığının görevleri arasında olacak.
Kaçakçılık istihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı'nın görevleri İller İdaresi Genel Müdürlüğüne devrediliyor.
Pasaport hizmetlerini yürütmek; pasaport ve sürücü belgelerinde yer alacak bilgiler ile biyometrik verinin türünü tespit etmek, bu belgelerin tasarımı, temini, basımı, dağıtım ve teslim yöntemi ile üretim ve kişiselleştirilmesinde kullanılacak sistemi belirlemek ve bu işlemleri yürütme görevleri Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne veriliyor.
Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı kamu tüzel kişiliğini haiz ve özel bütçeli olarak yeniden yapılandırılıyor.
İçişleri Bakanlığının taşra teşkilatı kadrolarından 500 adedine Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu kapsamındaki sınırlamalara tabi olmaksızın 2015 yılı içinde atama yapılabilecek.
Tazminat davası idare aleyhine açılabilecek
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna'na eklenen maddeyle, ön inceleme, disiplin soruşturması veya diğer idari soruşturmaları yapmakla görevlendirilenlerin, görevleriyle ilgili olarak yaptıkları işlemlerden, yürüttükleri faaliyetlerden, düzenledikleri raporlar ile görüş yazılarında belirttikleri kanaatlerinden veya kanunla verilen yetkilere dayanarak aldıkları tedbirlerden dolayı ancak idare aleyhine tazminat davası açılabilecek.
Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa görevliler aleyhine tazminat davası açılamayacak. Ancak bu görevlilerin suç sayılan eylemleri ile kin, garez ve hatıra dayalı olarak veya baskı veya telkinle kanaat oluşturduğu ya da değiştirdiği kesinleşmiş yargı ya da disiplin kurulu kararıyla tespit edilirse, idarenin görevliye rücu hakkı saklı olacak.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan davalar, kesinleşmemiş hükümler, miktar veya değeri itibarıyla temyiz veya karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler bakımından da uygulanması ve davaya idare aleyhine devam olunacak.
Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler, elektrik ve doğalgaz alımı ile sabit ve ankesörlü telefon hizmetleri, acil yardım çağrıları hizmetleri, internet hizmetleri, deniz haberleşmesi ve seyir güvenliği haberleşme hizmetleri ile elektronik haberleşme hizmetleri alımlarının üç yılı geçmemek üzere gelecek yıllara sari olacak şekilde yüklenilebilecek.
Tasarı ile İçişleri Bakanlığı'na 43 kadro ihdas ediliyor.