4 Ağustos 2017 Cuma

"YABANCI DİL PİYASASI CANLANACAK" Mahiye MORGÜL: Eğitimci, Yayıncı, Araştırmacı - Yazar & BİLGİ ÇAĞINDA ÇAKILMAK GÖZDE BEDELOĞLU

YABANCI DİL PİYASASI CANLANACAK
Mahiye MORGÜL
Eğitimci, Yayıncı, Araştırmacı - Yazar
Yalan haber yazmayı ders olarak koyan Harvard gazetecilik fakültesinde buna örnek verilen gazete 60 bin satıyormuş...
Yalan haber yazmayı ders olarak koyan Harvard gazetecilik fakültesinde buna örnek verilen gazete 60 bin satıyormuş. Bizde bundan çok var. Eğitimin başındakiler bir demeç veriyor, o demeçte saklı ne yalanlar var bakmadan bütün gazeteler aynen yayınlıyor.
Bakın şimdi, 1.sınıfta dik temel harflere geçiyoruz dediler, ama gerçek bu değil. “Tablette okuma-yazma getiriyoruz, kalemi defteri kitabı kaldırıyoruz” demeleri gerekirdi. Tablette, yani klavyede harfler büyük olduğu için dokununca dik yazmış olacak, buna dik yazı diyor. Bir sonraki yıl Matematik de tablette hazır gelecek.
Küresel ekonominin gerektirdiği programları uygulamakla sınırlı bir eğitim Bakanlığımız var, 2012 de amacını bu şekilde değiştirmiştik ya… Dokunmatik sanal yazıya geçiyoruz, tabletleri Amerikan Commen Core şirketinden gelecek.
5.Sınıfta 15 saat İngilizce, yani ana dil İngilizce…
Mevcut İngilizce ders kitapları ise bilim dışı; Süpermenler,  korsanlar, büyücüler, korku filmleri, şifreli yazılar, kesik başlar…
Peki de, bu kadar öğretmen yok, bu yıl pilot okullarda başlayacak, ya sonra?
Diyor ki: "İngilizce dershaneleriyle, okullarıyla işbirliği edeceğiz.”
Bu nedir, bilen var mı? 2006 yılında bunun yasası geçti, 5544 sayılı yasa, 2/g maddesinde “dışarıdan paket eğitim hizmetleri satın alınır” diyor. O kadar yazdım, sesimi duyuramadım.
Hatta 1995’de Tansu Çiller eğitimi küresel eğitim piyasasına peşkeş çekeceğinin taahhüdünü vermişti. Siyasetten çekildi zannedenler aldanıyor, o hep danışman olarak başbakanlıkta görevde kaldı. 15 Temmuz şehitleri anma fotoğraflarında uçakta bile Tayyip beyle birlikteydi, bu nasıl olabildi?
Öğretmeni nerden bulacaklar, anladınız mı? Küresel piyasa, hizmetlerin serbest dolaşımı anlaşmaları devrededir. Yabancı öğretmenler şu anda en itibarlı dersanelerde müşteri bekliyor.
Eğitimi küresel piyasaya eklemleme görevlileri işbaşında. İnternet reklamlarında bakın ne yalanlar var, yabancı öğretmen 30 günde sınavın ipuçlarını öğretiyormuş…
Bu işten kim kazanıyor, ona bakacağız. İşte bu nedenle yabancı dernekler bakkal dükkanı gibi dil kursları açıyor. Paran kadar İngilizce sistemidir, fakat asla tam öğretmezler, ucundan koklatır, kaosa çeviriler, ömür boyu para verdirirler. Kurslarda öğrendiğin kadarını sınav şirketleri ölçecek, belge getireceksin sınıf geçeceksin.
KONULAR HAFİFLERKEN
1.sınıfta konular iyice hafifledi, 4 yıllık Anaokulu başlıyor, 2.sınıfında İngilizce var, bunun öğretmenlerini de muhtemelen Güney Kore’den 5544/2006 sayılı yasaya uyarak Protestan kızlar konuşma dadıları şeklinde göreceğiz. Çünkü şu anda Ankara’da dersanelerde çalışan böyle Koreli kızlar var.  Hıristiyan kızlar dil öğretmeni olacak anaokullarına dememin sebebi, mevcut İngilizce kitapları, dil eğitimi değil, bizde hiç olmayan bir Hıristiyan kilisesinin din eğitimini verecek şekilde hazırlandı da ondan. Örneğin, “bu konuyu kilisede etkinlik yapın” diyen öğretmen yönergeleri var. (Lütfen okutulmakta olan ilkokul İngilizce kitaplarına dikkatle bakınız.)
Gelelim içeriğe eklenen İsmet İnönü gibi tarihsel kişiliklere ve Atilla İlhan gibi şairlere.
Daha öncekilere ne yaptılarsa onların başına da o gelecek; resimlerinin yanına birer börtü böcek, sanal çizgi kahraman, kolaj resimlerle karartma, soldurarak buharlaştırma…  Kâbe resminin üzerine boyaması için salyangoz, Atatürk’ün aile fotoğrafıyla yan yana anıran eşek, Kuran üzerinde kurbağa resmi, hadislere karikatür, vb.
Talim Terbiye’nin başı Alpaslan Durmuş, Evde İlmihal kitabının yazarı olan bu kişi, aynı zamanda bir özel eğitim şirketinin başıysa, siz bu adamın kendi şirketine para kazandırmak için eğitimi değiştirdiğini düşünmeye hakkınız vardır. EDAM adlı bu şirketin bastığı hadis karikatürlerini bunca yıldır DİB’in de camilere dağıttığını, Din Kültürü kitaplarına koyduklarını bilmiyorsanız, DİB’in kaldırılması için içine çöplüğün nasıl boca edildiğini fark etmişsiniz demektir. Kitabın editörü Alpaslan Durmuş şu anda Talim terbiye’de görevde, kitabın içerik danışmanı Özafşar beyefendi Fetoculuktan hapiste. Bu kurum dağıttığı kitaplarla din eğitimi değil dinden soğutma eğitimi veriyor.
2004 yılında Tebliğler Dergisinde yayınlanan resmi yazıyı anımsatmalıyım. Piyasaya atılacak derslerin ana ders olmaktan çıkartılmasına ön açmak üzere bazı derslerin tanımı değiştirildi, “özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen dersler” diye yeni bir gruplandırma yapıldı. Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğünden ilçe milli eğitim müdürlüklerine, oradan da okullara dağıtılan 4.11.2004 tarihli 261/10375 sayılı resmi  yazıda şöyle diyor:
“İlköğretim Okullarının 4 ve 5 inci sınıflarında okutulan özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen Beden Eğitimi, Resim İş, Müzik, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Yabancı Dil, İş Eğitimi ve Bilgisayar derslerinin branş öğretmenlerince okutulması... “
Şimdi adım adım Türk Milli Eğitimini kırpa kırpa getirildiğimiz bu son değiştirmede, 5.sınıftan itibaren Ana Dersler ve Seçmeli Dersler diye bir ayırımın başlıyor. Buna çok dikkat!
Ortaokul 1.sınıf dedikleri eskinin 5.sınıfında bir yıl zorunlu İngilizce 4 ana dersin (Türkçe, Matematik, Fen  Bilgisi, Sosyal Bilgiler) yanına geldi. Daha sonra karşımıza gelecek olan değişimde yukarıdaki tanımda geçen tüm derslerin okul dışında piyasa kurslarında sertifikayla alınabileceği hükmünü göreceğiz.
Bu programın arkasında Tansu Çiller’in 1995’de Dünya Bankasına verdiği GATS adlı taahhütname olduğunu, “Hizmetlerin Küresel Piyasaya Devredilmesi” şeklinde çevireceğimiz bu akit ile dışarıya bağlı olduğumuzu, özelleştirmeleri yürütmekle görevli baş sorumlunun da Tansu Çiller olduğunu hatırlayalım. 2012 yılında “Milli Eğitimin Amacı küresel ekonominin gerektirdiği programları uygulamaktır” yapıldı.
Din Kültürü dersinin tanımı nasıl böyle olur, diye sormayın, küresel kapitalizm eşeği boyayıp sahibine bir daha satar. Pek yakında her cami başka bir tarikatın din eğitimini verecek, tarikat kursları piyasası açılacak dediğimde kimse artık şaşırmayacaksınız. Çünkü birbirinin camisinde namaz kılmayanları görüyorsunuz. DİB de kapatılacak, tarikat piyasası açılacak, “kaldırılsın daha iyi” dedirtecek kadar kötü hale getirildikten sonra olacak bu, aynen böyle olduğunu fark edenleriniz var.
RESİM, MÜZİK, BEDEN EĞİTİMİ, İNGİLİZCE, DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ, BİLGİSAYAR
Bu derslerin öğetmenini yetiştiren fakülteler de kapanır.
2006 yılında Hüseyin Çelik “Desantralizasyona geçiyoruz, 28 kriter belirledik” derken neyi planladıysa aynen uygulanıyor. Yani Feto MEB içinde hiç uyumadan çalışıyor.
 Türk Milli Eğitimi bir masal oldu. Bilimsel Ders kitapları berhava…  Akıl dışılıklar had safhada, Türkçe konuları hep masal, koskoca bir HİÇ var ders kitaplarında. Böyle bir durumda ortada eğitim var diyebilir misiniz?
Küresel piyasa HİÇ satıyor, MEB eğitim programları bomboş, yalan!
Onlar erdi muradına, ya siz sayın okurlar, bu kitaplarla bu müfredatla eğitim olmaz, buna bizi mecbur edemezsiniz deme hakkınız yok mu?
BİLGİ ÇAĞINDA ÇAKILMAK
GÖZDE BEDELOĞLU(04.08.2017)
Her üç yılda bir yapılan, Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na (OECD) üye ülkelerden 15 yaşındaki yüz binlerce öğrencinin katıldığı uluslararası eğitim değerlendirme testinin (PISA) 2015 sonuçlarına göre Türkiye bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının altında kalarak son sıralara yerleşti. Fen konusunda Singapur’da her 4 öğrenciden 1’i en yüksek sonuca ulaşırken, bu oran Türkiye’de sadece 0,3! Matematik alanındaki başarı seviyemiz Birleşik Arap Emirliği ve Tobago ile yarışıyor. İş okuduğunu anlamaya geldiğinde tablo yine değişmiyor ve Singapur, Hong Kong, Kanada, Finlandiya gibi ülkeler liste başına yerleşirken Türkiyeli çocuklar Meksikalı kardeşleriyle birlikte sona kalıyor. Fen, matematik ve okuduğunu anlamanın en az birinde ileri seviyede performans gösteren öğrenci oranı OECD ülkelerinde yüzde 15,3 iken, bu oran Türkiye’de 1,6! Fen alanında en üst seviyede hiç öğrencimiz yok. OECD ülkeleri genelinde düşük seviye performans gösteren öğrencilerin oranı yüzde 13, Türkiye’de bu oran 31,2!
•••
1’den 6’ya kadar puan vererek sıralanan beceri seviyesinde yerimiz 2’nin altında. Bu da öğrencilerin dört işlem, okuma yazma gibi temel becerilerle sınırlı kaldığını gösteriyor. Ezbere dayalı eğitim sistemimiz içinde yapılan değerlendirme testlerinde tam puan alan öğrenci sayısındaki artışla; becerinin, okuduğunu anlamanın ve öğrenilen bilginin kullanılabilirliğinin test edildiği uluslararası değerlendirmelerde yüksek başarı gösteren öğrenci sayısındaki düşüş sistemdeki büyük sorunun önemli bir göstergesi. Yapay zekanın insan zekasını yenip yenemeyeceğinin tartışıldığı, uzayda yeni yaşam alanlarının arandığı, siber savaşların bildiğimiz türden savaşların yerine geçeceğine dair tespitlerin yapıldığı 2017 dünyasında, bilim alanında üst seviyede öğrenci sayısı sıfır olan Türkiye’nin geleceğin bilim insanlarını yetiştirebileceğine dair bir umut beslemek maalesef çok zor. Son yıllarda gösterdiği başarıyla dikkat çeken Finlandiya’da, kız öğrencilerin bilimde erkek öğrencilerden daha başarılı olduğunu da buraya iliştireyim.
•••
Son PISA sınavının yapıldığı 2015 yılında, Eğitim Sen, kız çocuklarının eğitimdeki durumuna dair çarpıcı bir rapor açıkladı. AKP’nin mucidi olduğu 4+4+4 sisteminin hayata geçişiyle, orta okuldan sonra 36 bin 400 kız çocuğunun açık liseler de dahil olmak üzere hiçbir kuruma kayıt yaptırmadığını duyurdu. Bu sistemin örgün eğitime devam eden kız çocuklarının sayısını düşüreceği ve erken yaşta evlilikleri arttıracağı konusunda uyarıda bulunan uzmanlar haklı çıktı. Dünyanın rekabette bilimi öne koyduğu bir yüzyılda, kız çocuklarımız böylece eğitim sisteminin dışına itildi. AKP’nin bir diğer eğitim atağı da ‘proje okullar’ oldu. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2014’te çıkarılan bir yasayla, aralarında İstanbul Erkek, Vefa, Kabataş, Kadıköy Anadolu, İzmir Bornova Anadolu ve Ankara Atatürk gibi Türkiye’nin en gözde 170 lisesini ‘proje okul’ ilan etti. Bu okullara yapılacak öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmelerini doğrudan bakanlığa bağlandı. Kapısına TOMA dayanan okullarından göz yaşlarıyla hocalarını uğurlayan öğrenciler, atanan müdürlere de sırtını döndü. Kabataş Erkek Lisesi müdür yardımcısı Şakir Voyvot’un “bütün okullarımızın imam hatip lisesi gibi olmasının zamanı geldi” diyerek özetlediği ‘proje okul’ fenomeninin amacını MEB Başkanı İsmet Yılmaz da şöyle açıklamıştı: “15 Temmuz olduğunda, sağına soluna bakmadan sokağa bayrakla çıkabilecek, yeni bir nesil yetiştirmek istiyoruz.”
•••

Sadece işini geri isteyen iki eğitimcinin, Nuriye ve Semih’in zindanlarda göz göre göre ölüme terk edildiği ve demokratik itiraz hakkını kullanmak için sokağa çıkanın polis tarafından kolunun kırılıp saçının yolunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Geleceğin hakim, savcı ve avukatları linçi destekleyen ‘hukuk’ hocalarından adaleti öğreniyor. 50 yıl önce aya ayak basma meselesini halledenler bugün evrende yeni yıldız sistemi keşfetmekle meşgul. Teknoloji denince başı çeken dünyanın en kalabalık ülkelerinden Hindistan’dan, gayri safi milli hasılası Türkiye’nin yüzde onu kadar bile olmayan eğitimin yükselen yıldızı Estonya’ya kadar bilgi çağını idrak etmiş ülkeler yeni nesle yatırımlarını buna göre yapıyor. MEB ise bir yandan değerler eğitimini, iki öğretmeni ve bir yöneticisi çocuklara cinsel istismar ve tecavüzden hüküm giymiş Ensar Vakfı ve Nurcu Hizmet Vakfı’na bırakırken, diğer yandan evrim teorisini kaldırdığı müfredata cihadı zorunlu ders olarak koyarak, eğitimin laik ve bilimsel temelini dinamitliyor. Minicik Estonya’yı onlarca ülke arasından başarıya taşıyan şey, ülkedeki bütün çocukların, zengin-fakir ayırt etmeden, eşit şartlarda eğitim almasını sağlamak ve eğitimi başlı başına çok önemli bir değer olarak görmek... Laik ve bilimsel eğitim Türkiye’yi gelişen dünyaya bağlayacak yegane sermaye iken, biz çarçur ettiğimiz bu zamanı cahiliye devrine övgüyle harcıyoruz. Koca bir neslin kayboluşuna bakıp duracak değiliz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder