15 Temmuz 2017 Cumartesi

692 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME: "OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI TEDBİRLER ALINMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME" 14 TEMMUZ 2017

14 Temmuz 2017 CUMA
Resmî Gazete
Sayı : 30124 (Mükerrer)
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI TEDBİRLER ALINMASI
HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
Karar Sayısı: KHK/692
Olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirler alınması; Anayasanın 121 inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 5/6/2017 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Kamu personeline ilişkin tedbirler
MADDE 1 – (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.
(2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.
(3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.
İade hükümleri
MADDE 2 – (1) Ekli (2) sayılı listede yer alan kamu görevlileri, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır.
(2) İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür.
Rütbesi alınan emekli Türk Silahlı Kuvvetleri personeli
MADDE 3 – (1) Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümlerine göre Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası alan, Devlet memurluğundan çıkarılan, sözleşmeleri fesih edilen, müstafi sayılan veya istifa eden subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, Devlet memuru, işçi, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erler ile 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun geçici 32 nci maddesi kapsamında haklarında işlem tesis edilenlerden; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve ekli (3) sayılı listede yer alanların rütbeleri alınır ve emekli kimlikleri iptal edilir. Bu kişiler kamu görevine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemezler. Ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.
Kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler
MADDE 4 – (1) Ekli (4) sayılı listede yer alan dernek, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listenin ilgili sırasından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, söz konusu dernek bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Buna ilişkin işlemler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir.
Yurtdışında öğrenim görenler
MADDE 5 – (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna tabi öğrencilerden, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ve ekli (5) sayılı listede yer alanların öğrencilikle ilişikleri kesilmiştir. Bunlar hakkında 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır. Bunların bu kapsamda gördükleri eğitimlere ilişkin olarak denklik işlemleri yapılmaz ve bunlar söz konusu eğitimleri kapsamındaki akademik unvan ve derecelerine bağlı haklardan yararlanamazlar.
(2) Ekli (6) sayılı listede yer alan kişi, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listenin ilgili sırasından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, bu kişi bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılır.
Geri alınan madalyalar
MADDE 6 – (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ve ekli (7) sayılı listede yer alan kişilere 24/10/1983 tarihli ve 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu kapsamında verilmiş olan madalyalar geri alınmıştır.
Yürürlük
MADDE 7 – (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 8 – (1) Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


                                                                                                                                                 Recep Tayyip ERDOĞAN
                                                                                                                                                      CUMHURBAŞKANI
            Binali YILDIRIM
                    Başbakan
                 N. CANİKLİ                                                     M. ŞİMŞEK                                            N. KURTULMUŞ                                   Y. T. TÜRKEŞ
         Başbakan Yardımcısı                                    Başbakan Yardımcısı                               Başbakan Yardımcısı                         Başbakan Yardımcısı
                V. KAYNAK                                                   B. BOZDAĞ                                       F. B. SAYAN KAYA                                    Ö. ÇELİK
         Başbakan Yardımcısı                                           Adalet Bakanı                          Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı             Avrupa Birliği Bakanı
                     F. ÖZLÜ                                                M. MÜEZZİNOĞLU                                      M. ÖZHASEKİ                                  M. ÇAVUŞOĞLU
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı     Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı            Çevre ve Şehircilik Bakanı                         Dışişleri Bakanı
               N. ZEYBEKCİ                                               B. ALBAYRAK                                             A. Ç. KILIÇ                                              F. ÇELİK
             Ekonomi Bakanı                            Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı                  Gençlik ve Spor Bakanı          Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı
               B. TÜFENKCİ                                                     S. SOYLU                                                   L. ELVAN                                               N. AVCI
    Gümrük ve Ticaret Bakanı                                      İçişleri Bakanı                                          Kalkınma Bakanı                          Kültür ve Turizm Bakanı
                                                     N. AĞBAL                                                   İ. YILMAZ                                                             F. IŞIK
                                                  Maliye Bakanı                                       Millî Eğitim Bakanı                                     Millî Savunma Bakanı
                                                   V. EROĞLU                                                 R. AKDAĞ                                                       A. ARSLAN
                                       Orman ve Su İşleri Bakanı                                  Sağlık Bakanı                      Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı



12 Temmuz 2017 Çarşamba

ÇOK ÖNEMLİ: "OLAĞANÜSTÜ HAL İŞLEMLERİ İNCELEME KOMİSYONUNUN ÇALIŞMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR"

12 Temmuz 2017 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 30122 (Mükerrer)
TEBLİĞ
Başbakanlıktan:
OLAĞANÜSTÜ HAL İŞLEMLERİ İNCELEME KOMİSYONUNUN
ÇALIŞMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Usul ve Esasların amacı, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurulara ve Komisyonun çalışmalarına ilişkin hususları düzenlemektir.
(2) Bu Usul ve Esaslar, 2/1/2017 tarihli ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Komisyona yapılan başvuruların incelenmesi ve Komisyonun çalışmasına ilişkin hususları kapsar.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Usul ve Esaslar, 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Komisyonun görevleri
MADDE 3 – (1) Komisyon, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdaki işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi.
b) Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi.
c) Dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması.
ç) Emekli personelin rütbelerinin alınması.
(2) Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle gerçek veya tüzel kişilerin hukuki statülerine ilişkin olarak doğrudan düzenlenen ve birinci fıkra kapsamına girmeyen işlemler de Komisyonun görev alanındadır.
(3) Bu maddede belirtilen işlemlere bağlı olarak olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerde yer alan ilave tedbirler ile kanun yollarının açık olduğu işlemler hakkında ayrıca başvuru yapılamaz.
Başvuru sahipleri
MADDE 4 – (1) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılanlar ya da ilişiği kesilenler ile öğrencilikle ilişiği kesilenler ve rütbesi alınan emekli personel şahsen, kanuni temsilcisi veya vekili aracılığıyla başvuru yapabilir.
(2) Kapatılan kurum veya kuruluşlar adına başvuru yapma yetkisi, kapatılma tarihi itibarıyla kurum veya kuruluşu temsile kanunen yetkili olanlara aittir. Yetkili olmayanlar, üyelik veya başka sebeplere dayanarak başvuru yapamaz.
(3) Kanuni temsilci veya vekil aracılığıyla yapılan başvurularda temsil belgesi veya vekâletnamenin inceleme sürecinde geçersiz hale gelmesi, başvurunun incelenerek karara bağlanmasını engellemez.
(4) Başvuru hakkındaki inceleme devam ederken başvurucunun ölmesi halinde ilgilinin kanuni mirasçılarından yeni başvuru alınmasına gerek olmaksızın mevcut başvuru incelenerek karara bağlanır.
(5) Başvuru hakkı olan kişinin, başvuru süresi başlamadan veya başvuru süresi sona ermeden önce ölmesi halinde kanuni mirasçılardan biri mirasçılık belgesi ibraz etmek kaydıyla ölüm tarihinden itibaren altmış gün içinde başvuruda bulunabilir.
Başvuru süresi
MADDE 5 – (1) Komisyona başvuru süresi;
a) Komisyon tarafından başvuruların alınmaya başlanacağı tarihten önce yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle tesis edilen işlemler hakkında, başvuruların alınmaya başlanacağı tarihten itibaren,
b) Komisyon tarafından başvuruların alınmaya başlanacağı tarihten sonra yürürlüğe konulacak kanun hükmünde kararnamelerle tesis edilen işlemler hakkında ise ilgili kanun hükmünde kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren,
altmış gündür.
(2) Başvuru tarihi, valiliklere veya kurumlara başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilir. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde tutuklu veya hükümlü bulunan kişiler bakımından başvuru tarihi, kurum müdürlüğüne başvurunun yapıldığı tarihtir.
Başvuru usulü
MADDE 6 – (1) Başvurular, Komisyon tarafından oluşturulan https://ohalkomisyonu.basbakanlik.gov.tr internet sitesinde yayımlanan ve bu Usul ve Esasların 1 ve 2 numaralı ekinde yer alan ilgili başvuru formu doldurulup alınan çıktı imzalanmak suretiyle valiliklere veya en son görev yapılan kuruma varsa ekleriyle birlikte yazılı olarak yapılır.
(2) Komisyona doğrudan başvuru yapılamaz. Bu şekilde yapılan başvurular hakkında herhangi bir işlem veya inceleme yapılmaz.
(3) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan tutuklu veya hükümlüler, bu Usul ve Esaslara ekli formu fiziki olarak doldurup bulundukları kurumda görevli memura teslim eder. İlgili memur, doldurulan formu esas alarak internet sitesinde yayınlanan formu doldurup alınan çıktıyı başvurucuya imzalatarak kurum müdürlüğüne teslim eder. Kurum müdürlüğü, gerekli işlemleri tamamlayarak başvurucuya alındı belgesi verir ve bağlı olduğu Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla başvuru formunu varsa dilekçe ve ekleriyle birlikte Komisyona gönderir.
(4) Valilikler ve ilgili kurumlar, başvuru evrakını gecikmeksizin Komisyona gönderir.
(5) Bu Usul ve Esaslar kapsamında yapılan başvurular hakkında 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz.
(6) Başvurulara ilişkin diğer hususlar Komisyonca belirlenir ve ilan edilir.
Başvuru formu
MADDE 7 – (1) Başvuru formu elektronik ortamda doldurulur. Formun çıktısı alınır, başvurucu, kanuni temsilcisi veya vekili tarafından imzalanır ve ilgili valilik veya kuruma ekleriyle birlikte teslim edilir.
(2) Gerçek kişilere ilişkin başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır.
a) Başvurucunun adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, doğum tarihi ve yeri, adresi ile varsa telefon numarası ve elektronik posta adresi.
b) Kanuni temsilci veya vekil tarafından yapılan başvurularda, kanuni temsilcinin veya vekilin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, doğum tarihi ve yeri, adresi ile varsa telefon numarası ve elektronik posta adresi.
c) Başvurucunun en son görev yaptığı kurumu, sicil numarası ve unvanı.
ç) Öğrencilikle ilişiği kesilenler bakımından başvurucunun en son öğrencilik yaptığı okulu ile öğrenci numarası veya sicil numarası.
d) Başvurucu hakkında işlem tesis edilen kanun hükmünde kararnamenin sayısı ve tarihi ile başvurucunun bulunduğu liste ve sırası.
e) Başvurucunun veya kanuni temsilcisinin ya da vekilinin başvuru hakkındaki beyanları.
f) Başvurucunun veya kanuni temsilcisinin ya da vekilinin imzaları.
(3) Kurum veya kuruluşlara ilişkin başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır.
a) Kurum veya kuruluşun adı, unvanı, MERSİS numarası, vergi numarası, sicil numarası,  özel öğretim kurumları için kurum kodu, dernekler için kütük numarası, vakıflar için merkezi sicil numarası, adresi ile varsa telefon numarası ve elektronik posta adresi.
b) Kanuni temsilci veya vekil tarafından yapılan başvurularda, kanuni temsilcinin veya vekilin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, doğum tarihi ve yeri, adresi ile varsa telefon numarası ve elektronik posta adresi.
c) Kapatılan kurum veya kuruluşun sahibinin gerçek kişi olması halinde, bu kişinin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ile bu kurum veya kuruluşun varsa bağlı olduğu tüzel kişinin unvanı, vergi kimlik numarası, MERSİS numarası veya sicil numarası.
ç) Kurum veya kuruluşlar hakkında işlem tesis edilen kanun hükmünde kararnamenin sayısı ve tarihi ile ilgili kurum ve kuruluşun bulunduğu liste ve sırası.
d) Kurum veya kuruluş adına başvuran kanuni temsilcinin veya vekilin başvuru hakkındaki beyanları.
e) Kurum veya kuruluş adına başvuran kanuni temsilcinin veya vekilin imzaları.
(4) Başvuru formunda, varsa daha önce adli mercilere veya idari makamlara yapılan başka başvurular da belirtilir.
Başvuruda gerekli bilgi ve belgeler
MADDE 8 – (1) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılanlar ya da ilişiği kesilenler ile öğrencilikle ilişiği kesilenler ve rütbesi alınan emekli personele ilişkin işlemler hakkında yapılan başvurularda aşağıdaki bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi zorunludur.
a) Gerçek kişiler için başvuru formu. (Ek-1)
b) Başvurucuya ait nüfus cüzdanı fotokopisi.
c) Başvuru kanuni temsilci veya vekil aracılığıyla yapılıyorsa temsil belgesi ya da vekâletname örneği.
ç) Varsa başvuruya esas belgelerin aslı veya noter ya da ilgili kamu kurumu veya kuruluşu tarafından tasdikli sureti.
(2) Kapatılan kurum veya kuruluşlara ilişkin işlemler hakkında yapılan başvurularda aşağıdaki bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi zorunludur:
a) Kurum veya kuruluşlar için başvuru formu. (Ek-2)
b) Kurum veya kuruluş adına başvuruyu yapana ait nüfus cüzdanı fotokopisi.
c) Kurum veya kuruluş adına başvuruyu yapanın kapatılma tarihi itibarıyla kurum veya kuruluşu temsile kanunen yetkili olduğuna dair karar, imza sirküleri, vekâletname ya da diğer resmi belgelerin onaylı sureti.
ç) Varsa başvuruya esas belgelerin aslı veya noter ya da ilgili kamu kurumu veya kuruluşu tarafından tasdikli sureti.
(3) Başvuru formundaki “Başvurucunun Dilekçesi” bölümüne yazılan beyanlar, okunaklı ve başvurunun esasına yönelik özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Forma yazılan beyanların on sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun, başvuru formuna olayların özetini içerir ayrı bir dilekçe eklemesi gerekir.
(4) Başvuru formlarının eksiksiz olarak doldurulup doldurulmadığı ve gerekli belgelerin eklenip eklenmediği başvuruyu alan valilik veya kurum tarafından kontrol edilir. Başvuru formu ile başvuruda sunulan belgelerde eksiklik tespit edilmesi halinde, ilgili valilik veya kurum eksikliğin giderilmesi için başvurucuya on beş günlük kesin süre verir. Eksiklik giderildikten sonra belgeler Komisyona gönderilir.
(5) Başvurana, başvurunun kayda alındığını gösteren alındı belgesi verilir. (Ek-3)
Kayıt ve dosyalama
MADDE 9 – (1) Komisyona yapılan her başvuruya bir tarih ve sayı verilir.
(2) Her başvuru, kendisine ait dosya numarası üzerinden kayıt altına alınır. İlgili kurumlar tarafından Komisyona iletilen bilgi ve belgeler ile başvurunun incelenmesine dair diğer belgeler, ait olduğu dosyada kayıt altına alınır.
(3) Komisyona intikal eden dosyalarla ilgili olarak daha önce kurumlara yapılan başvurular birleştirilir.
Ön inceleme
MADDE 10 – (1) Başvurular, bu Usul ve Esaslar ile 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede aranan şartlara uygunluk bakımından ön incelemeye tabi tutulur.
(2) Ön inceleme Başkan tarafından raportör olarak görevlendirilen personelce yapılır.
(3) Ön inceleme sonucunda aşağıda belirtilen durumlardan birinin tespiti halinde başvuru Komisyonca reddedilir.
a) Başvurunun Komisyonun görev alanına girmemesi.
b) Başvurunun süresi içinde yapılmaması.
c) Başvurunun yazılı olarak, şahsen veya kanuni temsilci ya da vekil aracılığıyla yapılmamış olması.
ç) Başvurunun kurum veya kuruluşları kanunen temsile yetkili olanlar dışında kalanlar tarafından üyelik veya diğer sebeplerle yapılması.
d) Başvuru sahibinin hukuki menfaatinin bulunmaması.
e) Başvurunun olağanüstü hal döneminde yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle doğrudan tesis edilmeyen işlemler hakkında olması.
f) Başvurunun olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerde yer alan ilgili kişinin silah ruhsatlarının alınması, pasaportunun iptal edilmesi, kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından tahliye edilmesi gibi ilave tedbirler hakkında olması.
g) Başvuru konusunun kanun yollarının açık olduğu işlemler hakkında olması.
ğ) Başvurunun aranılan diğer şartlara uygun olarak yapılmaması.
(4) Üçüncü fıkrada sayılan hususların ön inceleme safhasından sonra tespit edilmesi halinde de başvurunun reddine karar verilir.
Eksikliklerin giderilmesi
MADDE 11 – (1) Başvuru formu ile başvuruda sunulan belgelerde eksiklik tespit edilmesi halinde, durum başvuruyu alan valiliğe veya kuruma bildirilir. İlgili valilik veya kurum eksikliğin giderilmesi için başvurucuya on beş günlük kesin süre verir. Eksiklik giderildikten sonra belgeler Komisyona gönderilir. Verilen süre içinde eksilik giderilmemesi halinde, durum Komisyona bildirilir. Valiliğe veya kuruma yapılan ilk başvuru, başvuru tarihi olarak kabul edilir.
Bilgi ve belge talep etme yetkisi
MADDE 12 – (1) Komisyon, kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişik kesme ile öğrencilikle ilişik kesme ve emekli personelin rütbesini alma işlemleriyle ilgili bilgi, belge, bulgu, olgu ve kanaatlerini ilgilinin en son görev yaptığı Bakanlıktan veya kurumdan talep edebilir.
(2) Kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında bilgi, belge, bulgu, olgu ve kanaatler;
a) Kapatılan dernekler açısından İçişleri Bakanlığından,
b) Vakıflar açısından Vakıflar Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıktan,
c) Vakıf yükseköğretim kurumları ile özel öğretim kurumları, özel öğrenci yurtları ve pansiyonları açısından Millî Eğitim Bakanlığından,
ç) Sendika, federasyon ve konfederasyonlar açısından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından,
d) Özel sağlık kuruluşları açısından Sağlık Bakanlığından,
e) Radyo ve televizyon kuruluşları açısından Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun ilişkili olduğu Bakanlıktan,
f) Kapatılan gazete, dergi, yayınevi, dağıtım kanalı ve haber ajansları açısından Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıktan,
talep edilebilir.
(3) Soruşturmanın gizliliğine ve Devlet sırlarına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri, Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi verilen süre içinde Komisyona göndermek veya Komisyon kararı üzerine yerinde incelenmesine imkân sağlamak zorundadır.
(4) Bu madde kapsamındaki kurum ve merciler, başvurucuların terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu kanaatinin oluşmasına dayanak oluşturan, istihbari nitelikte olanlar dahil tüm bilgi ve belgeleri talep üzerine resmi yazıyla birlikte verilen süre içinde Komisyona iletir.
Görüşme usulü ve oylama
MADDE 13 – (1) Komisyon toplantısında işler, gündemdeki sıraya göre incelenir ve karara bağlanır.
(2) Komisyon Başkanı, söz almak isteyen üyelere söz verir. Görüşmeler tamamlandıktan sonra açık oylama yapılır.
(3) Komisyonun toplantı ve karar yeter sayısı dörttür. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz.
(4) Komisyon Başkanı, toplantının bir düzen ve disiplin içinde yürütülerek sonuçlandırılmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alır.
Esastan inceleme ve karar
MADDE 14 – (1) Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yaparak başvurunun reddine veya kabulüne karar verir.
(2) Komisyon, incelemelerini terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı yönünden yapar.
(3) Sözlü ifade verme veya tanık dinletme talepleri dikkate alınmaz.
Kararların bildirilmesi ve dosyaların devri
MADDE 15 – (1) Komisyon kararlarının bildirilmesinde ve dosyaların devrinde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü kararları Devlet Personel Başkanlığına,
b) Öğrencilikle ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü kararları Milli Eğitim Bakanlığına,
c) Rütbeleri alınan emekli personele ilişkin başvurunun kabulü kararları ilgilinin son görev yaptığı kuruma,
ç) Kapatılan kurum veya kuruluşlara ilişkin başvurunun kabulü kararları, ilgili bakanlık veya kuruma,
Komisyon tarafından bildirilir.
(2) Komisyon, sonuçlandırdığı başvurulara ilişkin dosyaları aşağıda sayılan kurum ve kuruluşlara devreder.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilen ve rütbesi alınan emekli personel açısından en son görev yapılan kurum veya kuruluş.
b) Devlet memurları ve işçiler dâhil Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanlar açısından Millî Savunma Bakanlığı.
c) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarından çıkarılanlar açısından İçişleri Bakanlığı.
ç) Öğrencilikle ilişiği kesilen öğrenciler açısından Millî Eğitim Bakanlığı.
d) Kapatılan dernekler açısından İçişleri Bakanlığı.
e) Kapatılan vakıflar açısından Vakıflar Genel Müdürlüğü.
f) Kapatılan sendika, federasyon ve konfederasyonlar açısından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı.
g) Kapatılan özel sağlık kuruluşları açısından Sağlık Bakanlığı.
ğ) Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumları, özel öğretim kurumları, özel öğrenci yurt ve pansiyonları açısından Millî Eğitim Bakanlığı.
h) Kapatılan özel radyo ve televizyon kuruluşları açısından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu.
ı) Kapatılan gazete, dergi, yayınevi, dağıtım kanalı ve haber ajansları açısından Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü.
i) Resen emekliye sevk edilmiş, kendi isteğiyle emekli olmuş, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılmış ya da müstafi sayılmış olup rütbeleri alınan Emniyet Teşkilatı personeli açısından İçişleri Bakanlığı.
(3) Başvurunun kabulüne veya reddine ilişkin Komisyon kararları, başvurucu tarafından bildirilen adrese, dosyanın devredildiği kurumlarca 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir.
Kanun yoluna başvuru
MADDE 16 – (1) Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 ve ek 1 inci maddesinde belirtilen kurum veya kuruluşlar aleyhine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemeleri nezdinde iptal davası açılabilir. Bu davalarda ayrıca Başbakanlığa ve Komisyona husumet yöneltilemez.
Personel görevlendirme, sekretarya ve bürolar
MADDE 17 – (1) Komisyon çalışmaları için yeteri kadar personel Başbakanlık tarafından görevlendirilir. Bu personel Komisyon Başkanının gözetim ve denetimi altında çalışır.
(2) Raportörler ile sekretarya hizmetini görecek kişiler, personel arasından Komisyon Başkanı tarafından görevlendirilir.
(3) İhtiyaç duyulan bürolar Komisyon Başkanı tarafından oluşturulur.
(4) Bürolar ile personelin iş bölümü ve görev dağılımı Komisyon Başkanı tarafından belirlenir.
Bilişim sistemlerinin kullanılması
MADDE 18 – (1) Komisyonun görev alanına giren işlerde her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri ve bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama ve saklama işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler elektronik ortamda yapılabilir.
Kurumlarca Komisyona intikal ettirilecek başvurular
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Usul ve Esasların yayımlandığı tarihten önce yapılan başvurularla ilgili olarak; Komisyona yapılan başvuruların alınması süresinin tamamlanmasından sonra, daha önce kendilerine başvuru yapılmış olan kurumlarca önceki başvuruya ait dilekçe ve ekleri ile en son görev yapılan kurum adı, başvuru sahibinin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve işlem yapılan kanun hükmünde kararnamenin sayısını içeren liste Komisyona intikal ettirilir.
(2) Aynı kişi tarafından 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına giren konularda bu Usul ve Esaslara göre Başbakanlık tarafından ilan edilen altmış günlük başvuru süresinde yeni başvuru yapılması halinde, kurumlar tarafından Komisyona gönderilen başvuru dilekçe ve ekleri bu başvuru ile birleştirilerek incelenir. Yeni başvuru yapılmaması halinde kurumlara daha önce yapılmış başvuru Komisyon tarafından işleme alınır.
(3) Bu Usul ve Esasların 4 üncü maddesinde sayılan başvuru hakkı olmayanlar tarafından kurumlara verilen dilekçeler Komisyona gönderilmez.
(4) Bu Usul ve Esasların yayımlandığı tarihten önce kurumlara yapılan başvurular da 10 uncu maddede belirtilen şartlar bakımından ön incelemeye tabi tutulur.
(5) Komisyonun başvuruları almaya başlayacağı tarih, Başbakanlık tarafından ilan edilir.
Yargı mercilerince Komisyona intikal ettirilecek başvurular
GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurulmuş veya dava açılmış olması halinde, bu dosyalar hakkında yargı mercilerince karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına dosya üzerinden kesin olarak karar verilir, vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu dosyalar yargı mercilerince bu Usul ve Esaslara göre başvuruların alınması süresinin tamamlanmasından sonra Komisyona gönderilir. Aynı kişi tarafından yeni başvuru yapılması halinde, gönderilen dosya bu başvuru ile birleştirilir.
Yürürlük
MADDE 19 – (1) Bu Usul ve Esaslar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 20 – (1) Bu Usul ve Esasları Başbakan yürütür.

7 Temmuz 2017 Cuma

KIBRIS KONUSU: "ADJURNED SİNE DİE" Prof. Dr. ATA ATUN, Araştırmacı - Yazar (Kuzey Kıbrıs TÜRK CUMHURİYETİ)

KIBRIS KONUSU: ADJURNED SİNE DİE
Prof. Dr. ATA ATUN
Araştırmacı - Yazar
Ben yıllar önce, 2008 yılında kısa adı ile “Kıbrıs Plânları ve Anlaşmaları” adlı 2 ciltlik bir kitap yayınlamıştım. Esinlenme konum da Annan Plânı idi. Müzakereler katılmış, hiç bıkmadan ve usanmadan geçmişte neler yapıldığını ve Kıbrıs sorununu çözmek için hangi yılda kim tarafından nasıl bir planın tarafların önüne konduğunu araştırmış, sonra da sonuçları ile birlikte kitaplaştırmıştım. Yakında fırsatım olursa bu serinin 3. cildini hazırlamaya niyetliyim. Ki, Crans Montana’da sürdürülmekte olan Beşli Kıbrıs Konferansının gidişatı bundan sonra Kıbrıs konusunun farklı bir mecraya gireceğini işaret etmekte.
*
Gerçekte Kıbrıs sorunu Rumların iddia ettiği gibi 1974 yılında, bizim iddia ettiğimiz gibi de 21 Aralık 1963 gecesi Rumların Türklere saldırı ile başlamış değil. Adanın fethinin başladığı 1570 yılı ve fethin tamamlandığı 1571 Ağustos’undan sonra Lüzinyan, Ceneviz ve Venedik dönemlerinde hiçbir hakları bulunmayan “Köle” statüsündeki adanın eski Bizans vatandaşları, Osmanlı Devleti hükümranlığı döneminde, Osmanlı Devletinin hoş görülü yönetimi sayesinde üzerlerinden kölelik baskısı kalkınca, Ortodoks olmaları ve Yunanca konuşmaları nedeni ile kendilerinin Helen ırkından olduklarını varsaymışlar ve özgür kişiler olarak hayatlarını idame ettirmeye başlamışlar… Adanın Osmanlı Devleti tarafından fethinden bir müddet sonra da kendi seçtikleri bir temsilci heyeti, uzun bir yolculuktan sonra payitahtın bulunduğu İstanbul’a gitmiş ve yürekleri ağızlarında, adaya Sadrazam tarafından atanan, daha doğrusu en yüksek teklifi veren kişiye lütfedilen günümüz tanımlaması ile “Vali”lik makamındaki kişi ile ilgili şikâyetlerini ve birtakım diğer isteklerini dile getirmek için dönemin Sadrazamı ile görüşme talebinde bulunmuşlar.
*
İşte Kıbrıs konusunun kırılma noktası tam da burası olmuş. Bazı tarihçilere göre 1660 yılında Osmanlı Devleti’nin 21. Padişahı II. Ahmet, bazı tarihçilere göre de 1754 yılında Osmanlı Devleti’nin 24. Padişahı I. Mahmut tarafından yayınlanan bir fermanla, Başpiskopos, Osmanlı Valisinden sonra adanın ikinci politik ve nüfuzlu kişisi olma hakkını kazanmış ve bu tarihten itibaren de Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu, Rumların hem siyasi, hem milli, hem de ruhani lideri olarak "Ulusal Lider" anlamına gelen "Etnarh” unvanını almış.
*
Adada Osmanlı Devleti’ne karşı başkaldırılar bu tarihten sonra hep Etnarh’ın başının altından çıkmış, kilise, tüm başkaldırıların planlama merkezi olmuş. 1821’deki adada darbe yapma ve adayı Yunanistan’a bağlama isyanı, 1832 Kalogeris isyanı, 1921 Enosis Plebisiti (tek taraflı referandum) ,1931 Enosis isyanı, 1950 Enosis Plesibiti, 1955 EOKA’nın Kuruluşu, 1963 Noel katliamı ve Türklere saldırı, 1964 Erenköy’e saldırı, 1967 Geçitkale’ye saldırı, 1974 adaya Yunanistan’a bağlamak için darbe yapılmasının kökeninde Rum Ortodoks Kilisesi ve hep adanın Yunanistan’a bağlanma isteği yatmakta.      
*
Kıbrıs sorunu gerçekte, 1821 yılında Yunanistan’da gerçekleşen Mora isyanı ile eş tarihli olarak başlamış 2 asırlık, bir konu. Halen daha da çözülebilmiş değil. BM’nin Kıbrıs konusunu “Çözümsüz” ilan etmesi gerekiyor ama “Yiğitliğe leke sürülmesin, BM’nin şanı ayaklar altına alınmasın” diye böyle bir kararı çıkaramıyorlar. Çıkarabilmiş olsalar  Kıbrıs konusunda daha eski olan “Batı Sahara” konusunda çıkarırlardı ve örnek de olurdu. 
*
Gelelim başlıkta kullandığımız Latince kelimelere; “Adjurned sine die” diplomasi dilinde kullanılan bir tanım ve “Bundan sonraki toplantı çıkmaz ayın son Çarşamba’sında…” anlamını taşımakta. Diplomasiye aslında tam bir kelime oyunu veya kelimeleri istendiği tarafa çekebilme sanatı ise BM’nin Kıbrıs Sorununu “Adjurned sine die” tanımlaması ile kapatması gerekmekte Crans Montana’daki bu son Beşli Konferans’tan sonra.

3 Temmuz 2017 Pazartesi

ANKARA KALESİ "TEK TÜRKİYE, ANCAK KEMALİZM İLE MÜMKÜNDÜR" Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN

ANKARA KALESİ
TEK TÜRKİYE, ANCAK KEMALİZM İLE MÜMKÜNDÜR
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN
            Soru: 1) Neden son zamanlarda TEK VATAN ya da TEK TÜRKİYE  kavramı öne çıkıyor?
Cevap: 1) Son yıllarda yapılan seçimlerde ortaya çıkan bir slogan olarak   TEK VATAN  ya da TEK TÜRKİYE  kavramı  kamu oyunda öne çıkmaya başladı .Bugünün  siyasetinin  önde gelenleri konuşmalarını yaparken , ellerini havaya kaldırarak sırasıyla parmaklarını sayarken,  tek vatan ,tek devlet ,tek millet ve tek bayrak diye bir sıralamayı halkın gözü  önünde yeni bir slogan haline getirmektedirler . Ne var ki , uygulamada  iş tamamen farklı bir çizgide   tek lidere doğru  gitmekte  ve  halk  bu kavramlar ile uğraşırken  , tek lider çıkmazına Türk siyaseti saplanıp kalmaktadır .  Çağdaş demokrasilerde olmadığı gibi bir tek lider   hegemonyası öne çıkartılırken  , arkasından tek parti rejimi gündeme gelmekte  Türkiye cumhuriyeti devletin kuruluş döneminde olduğu gibi yeniden bir tek partili yapıya doğru sürüklenmekte  ve bunun sonucunda da  anayasaya göre ulus devlet  olması gereken  Türk devleti , parti devleti görünümü  kazanmaktadır .Bu durumda , ülkenin birliği ve bütünlüğü doğrultusunda  geliştirilen  tek vatan ya da tek devlet  yaklaşımlarının yerini tek parti ve tek lider olgusu almaktadır . Böylesine farklı bir durumun ortaya çıkması da Türkiye’de  rejim tartışmalarına yol açmakta ve  tek lider oluşumu yüzünden  demokrasi yerine diktatörlük  sorunu  etkinlik kazanmaktadır . Kuruluş modeli olarak tek  devlet ve vatan üzerine  yapılandırılmış olan Türkiye Cumhuriyetinin,  tek parti ve tek lider çıkmazına  sürüklenmesi  tümüyle   ters bir sonuç ortaya çıkarmıştır . Çağdaş cumhuriyet rejimi altında gelişmiş bir demokrasi arayışı içinde bulunan  halk kitlelerinin , aranılanın tersi  bir otoriter  tablo ile karşı karşıya kalması ülkemizde demokratik gelecek açısından karamsar bir ortam yaratmıştır .
Soru: 2)  Tek vatan arayışı , Tek Türkiye olgusu ile birlikte nasıl açıklanabilir ?
Cevap: 2) Türkiye Cumhuriyeti kuruluşu gereği üniter bir devlet statüsüne sahip bulunmaktadır . Batı dillerinde yer almış bir Latin kavramı olan üniterlik sözlük anlamı  olarak teklik ya da tekillik olarak anlaşılmaktadır . Üniter devlet denildiği zaman  Türklerin ülkesinde tek bir devlet olduğu ve bu devletin ülke sınırları içerisinde bir başka devlete izin verilemeyeceği   ifade edilmeye çalışılmaktadır.  Türklerin durumu diğer milletler ile karşılaştırıldığı zaman  ayrı bir durum göstermektedir . çünkü çok geniş bir coğrafyaya yayılmış bulunan bir Türk dünyası tarihsel bir gerçeklik olarak vardır  ama  Misakı Milli sınırları içerisinde  Türklerin tek bir vatanı vardır o da Türkiye’dir . Türk devletinin kuruluşu Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla gerçekleştirilmiştir . Devletin kurucu başkanı Atatürk ,Meclisi açış konuşmasında Pan- Türkizm ya da Pan-İslamizim yapılmayacağını , yeni devletin ilan edilen ulusal sınırları içerisinde ülkede barış düzenini tesis edeceğini , böylece bir barış ve güvenlik devleti olarak tarih sahnesine çıkan  Türkiye Cumhuriyetinin aynı zamanda dünyada barışı kurmak üzere  sınırların ötesine giden her türlü emperyalist  politikadan vazgeçeceğini  , Osmanlı İmparatorluğu döneminde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyetinin sınırlarının ötesinde hiçbir biçimde siyasal macera aramayacağını,  uluslararası kamuoyuna bir  kesin bir söz olarak açıklamıştır . Bu doğrultuda , yirminci yüzyılı bir barış düzeni içerisinde geride bırakan Türk devleti , içinde bulunduğu merkezi coğrafyanın geleceğine yönelik yeni emperyalist projeler yüzünden  hem tek vatanı hem de tek devletini kaybetmek riski ile karşı karşıya gelmiştir . Kuzey ve Orta Asya’da yer alan  Türk dünyasında milyonlarca Türk asıllı insan  yaşamaktadır ama  Türk devleti ulusal sınırları ile bağlı kalarak hiçbir biçimde irredantist bir  politikaya yönelmemiştir . Vatanın bağımsızlığı için verilen ulusal kurtuluş savaşı sonrasında  Türk ulusu milli sınırları ile yetinerek  ayakta kalmıştır .
Soru: 3) Neden içinde bulunulan geçiş döneminde  TEK VATAN  sorunu öne çıkmıştır?
Cevap: 3) Birinci dünya savaşı ile imparatorluklar parçalandığı için ulus devletler tarih sahnesine çıkmıştır. Bu nedenle yirminci yüzyıl  bir ulus devletler çağı olmuştur . Savaş sonrasında gündeme gelen iki kutuplu dünyada aynı zamanda bir soğuk savaş düzeni ortaya çıkarken,  savaş sonrasının ulus devletleri böylesine hassas bir dengede varlıklarını koruyabilmişlerdir . Ne var ki , sosyalist sistemin dağılması üzerine gündeme gelen tek merkezli kutuplaşma  bütün dünyaya küresel sermayenin başında bulunduğu bir yeni emperyalizmi dayatınca , ulus devletler  küresel sermayenin temsilcisi olan tekelci şirketler aracılığı ile tasfiye edilmeye başlanmıştır . Böylesine bir süreç sonunda bütün ulus devletlerin  sahip olduğu ulusal ve üniter yapılar aşınmaya başlamış ve zamanla  çöküş ile dağılma olguları kaçınılmaz bir biçimde öne çıkmıştır . Ulus devletlerin bağımsızlığı ile ulusal vatanlarına sahip olma şansını yakalayan dünya ulusları yeni dönemde uluslararası tekelci şirketlerin hegemonyası doğrultusunda büyük bir saldırı rüzgarına  muhatap olurlarken ,  aynı zamanda vatanlarını da kaybetme  riski ile karşılaşmışlardır . Sınırsız sermaye ile hareket eden küresel şirketler dünyanın her yerini satın alarak ele geçirirken , ulus devletlerin milli sınırları içerisindeki vatanlarına da el koyma aşamasına gelmişlerdir . Bu yüzden küreselleşmeye açık davranan ulus devletler  çeyrek asırlık bir zaman dilimi sonrasında vatanlarını kaybetme durumu ile   karşı karşıya kalmışlardır . Bu nedenle , küresel emperyalizme karşı ulusların yeni bir anti-emperyalist savaş vererek  vatanlarını kurtarma aşamasına gelinmiştir . Türk siyasetinde tek vatan ve tek devlet sloganlarının yükselmesinin   arkasında  böylesine bir konjonktürel  bir  durum vardır . Siyaset kadroları da bu doğrultuda seçimlere girerken ya da halk oylamaları sırasında ulusal bağımsızlığı yansıtan tek vatan ve tek devlet kavramlarını dile getirerek , küresel güçlerin emperyal müdahalelerine karşı halkın ulusal tepkilerini  destekleyerek haklılık kazandırmak istemişlerdir .
Soru: 4) Tek vatan konusu her yönü ile tartışılırken, neden tek devlet konusu da gündeme gelmiştir?
Cevap: 4)  Teorik olarak vatan ve devlet kavramları birbirinden ayrı  olmasına rağmen uygulamada ikisi bir bütün teşkil ettiği için , tek vatan ile birlikte tek devlet konusu da tartışma  alanına gelmiştir . Vatan ile devlet kavramları  ayrı bilim dallarının inceleme konusu olmasına rağmen , uygulamadaki birliktelikleri tek vatan ile beraber tek devlet arzusunu da  tartışma alanına getirmiştir . Vatan konusu coğrafya ve jeopolitik bilimlerinin inceleme  alanında olmasına rağmen , devlet sorunu da  hukuk  ve siyasal bilimin sınırları içerisinde ele alınmaktadır . Ne var ki , devletsiz vatanın olamayacağı gibi vatansız devlet de olamaz . Bu durumun bir istisnası olarak çağımızın sorunu olan Filistin meselesi İsrail meselesinin bir yansıması olarak öne çıkmıştır . İsrail iki bin yıl önce Romalıların  Yahudileri kovması yüzünden kaybettikleri  devletlerini , yirminci yüzyılda tekrar aynı topraklar üzerinde kurmaya kalkışınca Filistin’lilerin vatanını işgal ederek onların gerçek bir devlete sahip olma hakkını ortadan kaldırmışlardır . Bu yüzden Filistinliler devletlerini kurmalarına rağmen vatanlarını ellerinden kaçırdıkları için tam anlamıyla bir devlet düzenine  kavuşmakta zorlanmaktadırlar . Genel Kamu Hukuku bilim dalının getirdiği açıklamalar doğrultusunda, her devletin  ülke ya da vatan ,nüfus ya da toplum ile birlikte egemenlik olmak üzere üç tane esaslı unsuru vardır . Bu doğrultuda ,devletler ülkelerini milli sınırlar ile çevirerek kendi yurttaşlarına bir vatan kazandırırken , dünyanın herhangi bir bölgesinde ya da kara parçasında kendi kendini yönetme gücünü kazanmış olan  topluluklar da  egemenliklerinin sınırını, sahip oldukları siyasal gücün etkisi ile  belirledikleri aşamada devletlerini kurdukları anda aynı zamanda  kendi vatanlarını da kazanmış olmaktadırlar . Yirminci yüzyılın ulus devletleri bu doğrultuda dünya haritası üzerinde  kendi vatanlarını elde ettikleri için , bugünün  küresel emperyalizm çağında  kendilerini savunurken  aynı zamanda vatan savunmasını da birlikte yapmak zorunda kalmaktadırlar .
Soru: 5) Tek vatan olgusu, Türkiye’nin özel koşullarında ne ifade etmektedir?
Cevap:5) Tek vatan Türkiye Cumhuriyeti açısından  ulusal kurtuluş savaşı ile ilan edilmiş ve Lozan Antlaşması ile kazanılmış olan Misakı Milli sınırları içinde kalan toprak parçasının bütününü ifade etmektedir . Yirminci yüzyılın soğuk savaş ortamının durağanlığında pek de fazla önemsenmeyen bu konu , ABD dışişleri bakanının merkezi coğrafyada 22 devletin sınırlarının değişeceğini söylemesi ile birlikte fazlasıyla önem kazanmıştır . Bu nedenle ,ulus devletler milli sınırlarını korumaya öncelik vererek , sınırlar içinde yer alan vatan savunmasına yeniden girmek zorunda kalmışlardır . Türk devleti de emperyalizmin  bölge devletlerini  parçalaması gerçeği karşısında , tek vatan ile birlikte tek devlet kavramını birlikte  savunmak zorunda kalmıştır . Yıkılan bir imparatorluğun merkezi alanlarını   milli sınırlar içerisinde birleştiren Kuvayı Milliye hareketi, bu yüzden bir asır sonra yeniden güncellik kazanmakta  ,  devlet ve vatan ile birlikte tek millet ve tek bayrak da savunma  alanına girmiştir . Türkiye sahip olduğu coğrafi koşullar nedeniyle üç kıta ortasında bir merkezi alanı kendisi için vatan haline getiren Misakı Milli sınırlarını kabül ederek tarih sahnesine çıkmıştır . Trakya gibi Avrupa parçası  olan bir kara alanı ile , Anadolu gibi bir Asya  yarımadası  tamamen jeopolitik koşulların zorlaması yüzünden  aynı milli sınırların içinde  yer almıştır . Üç büyük yarımada üzerine kurulu bulunan Osmanlı İmparatorluğu tarih sahnesinden çekilince  Balkanlar’da geride kalan  Trakya toprakları  Küçük Asya denilen Anadolu yarımadası ile birlikte düşünülerek  merkezi bir devlet konumunda Türkiye Cumhuriyetinin haritası belirlenmiştir . Rusya Federasyonu gibi bir dev ülkenin  merkezi alanı işgal etmesinin önlenmesi doğrultusunda  güneyde güçlü bir tampon devlet gerektiği için  Türkiye bugünkü sınırlarına sahip olabilmiştir .
Soru: 6) Türkiye’nin Misakı Milli  sınırları ile belirlenmiş olan topraklarının  tek vatan olarak  belirlenmesi  , nasıl mümkün olabilmiştir .
Cevap: 6) Bu sorunun cevabı tek kelime ile Kemalizm’dir. Kurucu önderin ortaya koymuş olduğu devlet modeli , Kemalizm olarak açıklandığı için Kemalist yapılanma bugün de devam etmektedir . Kemalizm ,bir devlet modeli olarak jeopolitik koşulların dikkate alınması ile oluşturulmuş bir sistemdir . Bir imparatorluk düzeninden ulus devlet yapılanmasına gidilirken , Kemalizm bir eklektik sistem ve   bir tarihsel zorunluluğun yansıması olarak  güncellik kazanmıştır . Kemalizm ,Türkiye cumhuriyetinin anayasal ilkeleri olarak kabül edilen altı ana ilkenin birleşmesi ile   uygulama alanına girmiştir .  Altı ilke olarak milliyetçilik,cumhuriyetçilik,laiklik,devletçilik,halkçılık ve devrimcilik ilkeleri bütünsel çerçevede savunulmuştur . Bu altı ilkenin ilk üçü Fransız devriminden  diğer üçü ise Sovyet devriminden gelen ilkeler olarak ele alınmış ve Türkiye potası içinde birleştirilerek  üç dünya arasında merkezi bir devlet modeli kurulmuştur . Batı dünyası ile birlikte  Sovyet ve İslam dünyaları  aynı dönemde birlikte var olurken,  Kemalist model doğrultusunda   üç dünyanın dışında yeni bir merkezi  yapı olarak Türkiye Cumhuriyeti  kurulmuştur . Fransız ve Sovyet devrimlerinin getirdiklerinden yararlanırken , üç ayrı dünyanın kesiştiği noktada ve dünyanın jeopolitik merkezinde hiçbir başka modele benzemeyen siyasal yapılanma  Atatürk’ün kurucu önderliğinde gerçekleştirilmiştir . Üç kıta ile birlikte üç yarımadanın da birleştiği merkezi bölgenin özelliklerine göre gerçekçi bir yapılanmaya gidilirken,  Kemalist model de güçlü bir ulusal,üniter ve merkezi devlet oluşumu başarılabilmiştir . Bu topraklar üzerinde  Kemalist modeli ile var olan Türkiye cumhuriyeti gene aynı model sayesinde ayakta kalarak yirminci yüzyılda  yoluna  devam edebilmiştir .
Soru:7) Son  seçimler ve referandumlarda ortaya çıkan üç Türkiye haritası , tek vatan ve tek devlet ilkeleri  ile Türkiye’nin geleceği açısından nasıl değerlendirilebilir ?
Cevap: 7) Türkiye’de yapılan genel seçimler ve referandumlar sonucunda üçe bölünmüş Türkiye haritasının çıkmasının nedeni , Türkiye’yi son dönemlerde yöneten iktidarların  devletin kuruluş modelini ihmal ederek ülkeyi yönetmeye kalkmalarıdır .Var olan jeopolitik koşulların zorunlu sonucu olan kuruluş modelinin  , batı emperyalizminin merkezi coğrafya için hazırladığı siyasal projelere alet olarak ihmal edilmesinin sonucunda , seçimlerde sürekli olarak üçe bölünmüş Türkiye haritası çıkmaktadır . Meclis başkanı çıkıp  laiklik kaldırılmalıdır dediği bir ortamda  ülkede var olan  farklı din anlayışlarının mensuplarının harekete geçtiği ve  Trakya ile Anadolu’nun batı kesimlerine yönelerek , orta Anadolu’da giderek öne çıkmaya başlayan İslam devleti yapılanmasına sırtlarını döndükleri göze çarpmaktadır . Bizans ve Osmanlı döneminden kalma  Gayrimüslimler ,Ermeniler,Yahudiler  ,Rumlar ve ateistler Osmanlı yıkılırken bu ülkeyi nasıl terk ettilerse ,benzeri bir yurt dışına gitme hareketine bugün de yönelmektedirler . Son yıllarda ülke değiştiren , yurt dışında gayrimenkul alan ve  yatırım yapan Türk vatandaşlarının sayıları giderek artmaktadır . Üçe bölünmüş Türkiye haritasında  doğu Anadolu’da başka bir ulus devlet oluşumu öne çıkarken , ülkenin Arabistan gibi bir İslam devletine dönüşümü sürecinde de gayrimüslimlerin tepki göstererek iç ya da dış göçlere  katıldıkları ,sandıklar açılınca ortaya çıkan seçim sonuçları ile daha anlaşılır bir duruma gelmiştir . Seçimlerin getirdiği üçe bölünmüş  Türkiye haritasında  devleti kuran parti batı Anadolunun sahil zenginleri partisine  dönüşmüştür . Orta Anadolunun Türkçü partisi ise  bu bölgede İslam kimliğinin  öne çıkması  ile  batı Anadolu’ya doğru bir taban kayması yaşamıştır . Bir anlamda Doğu Anadolu’da  gündeme getirilen bir başka  ulus devlete taban kazandırma girişimleri sonucunda  milliyetçi parti batı Anadolu partisi konumuna gelmiştir .Doğu bölgesinde  ise  etnik ayrılıkçı yeni bir ulusçu parti ortaya çıkmıştır .
            Atatürk , kurucu önder olarak  Türkiye’nin jeopolitik koşullarını iyi bildiği için , bir milli devlet kurarken içe dönük milliyetçiliğin toplumu bölmemesi için aynı zamanda halkçılık ilkesini de kabul ederek  ve Halkevlerini bu doğrultuda kurarak halkçılık anlayışı çizgisinde toplumu bütünleştirmeye öncelik  vererek,  doğu Anadolu topraklarında devletin ulusal kimliği dışında bir başka ulus devletin kuruluşunu önlemeye çalışmıştır .  Aynı zamanda Osmanlı döneminde  ülkenin batı kıyılarında yer alan ve ekonomi ile ticareti yönlendiren lövanten unsurlar ile  Yahudi, Ermeni ,Rumlar ve Süryanilerden oluşan gayrimüslim unsurlardan  oluşan  İslam dışı  toplumları da dikkate alarak laik devlet yapılanması ile  Fransız devrimi doğrultusunda bir batı tipi devlet modelini, Küçük Asya toprakları üzerinde gerçekleştirmeye çalışmıştır . Atatürk cumhuriyetinin  temel ilkeleri olan altı ana ilkeyi  iç ve dış jeopolitik koşulları dikkate alarak belirlerken , Türkiye Cumhuriyetinin kurucu irade ve model doğrultusunda yüz yıl ayakta kalmasını sağlamıştır . Şimdi dünya yeni bir yapılanma dönemine girerken emperyal projeler Türkiye’nin kuruluş modelini  devre dışı bıraktığı için  yeniden  Doğu Anadolu’da  başka ulus devlet oluşumları gündeme getirilmekte  , meclis başkanı laikliğe karşı çıkarken  , gayrimüslim toplum kesimleri de yeniden  batı Anadolu topraklarında İyonya ,Marmara ya da Trakya Cumhuriyetleri kurma girişimlerine yönelmektedirler. Ayrıca İstanbul’un yeniden  Vatikan destekli  yeni Bizans ya da Konstantinapolis’e dönüştürülmesi girişimleri de , batı emperyalizminin  ana hedeflerinden birisi olarak öne çıkmaktadır . Türk halkı seçim sonucunda ortaya çıkan üç Türkiye haritasının bu doğrultuda  bölünme ve dağılma sinyalleri verdiğini  görmektedir. Yüz yıl önce de bu koşullar varken, merkezde büyük bir ulus devlet  kuran Kemalizm bu nedenle yeniden güncellik kazanmıştır.  Artık Türkiye yeniden Kemalist modele dönmek zorundadır. Kemalizm ile dünya sahnesine çıkan ve  yirminci yüzyılı geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti, yirmi birinci yüzyılda yoluna devam edebilmek için yeniden Kemalizm’e  dönerek ilelebet payidar olabilecektir .