seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2016 Cuma

Türkiye BÜYÜK TUFAN ÖNCESİ'nde!... Sedat Laçiner (İKTİBAS)

Türkiye BÜYÜK TUFAN ÖNCESİ'nde
Sedat Laçiner
"Âlimlerini, sanatçılarını, düşünürlerini dinlemeyen, hatta onları küçümseyen, hor gören ve dahi hapsedebilen bir memlekette felaketler dolu gibi yağar."
"Ve ben, yaşanacaklar konusunda neredeyse Hz. Nuh kadar rahatım. Söyleyebileceğim veya yapabileceğim bir şey kaldığını sanmıyorum…
Kimse gerçekleri duymak istemiyor…
Tahammül düzeyi sıfırın altına inmiş durumda.
Artık yapılabilecek tek şey, olacakları izlemek ve bugünlerin en az hasarla geçmesi için dua etmek."
Sedat Laçiner/Haberdar
Büyük Tufan Öncesi
Yaz başıydı!...
Yakın bir arkadaşım dedi ki “boşuna uğraşıyorsun. Kendini parçalarcasına yetkilileri uyarmaya çalışıyorsun ama nafile. Seni dinlemeyecekler.”
“Belki dinlerler” dedim.
O, ümitsizdi, her şeyin bittiğini düşünüyordu:
“Dinlemeyecekler. Çünkü artık duyu organlarını kaybettiler. Ve geri dönebilecekleri mesafeyi çoktan geçtiler. Artık adımları seçimleri değil, bir önceki adımın sonucu. Bundan sonra devam etmek zorundalar. İsteseler de geri dönemeyecekler.”
“Bu durumda ne yapacağız” diye sordum.
Cevabı net ve korkutucuydu:
“Ben felaketin gelip geçmesini bekleyeceğim. Çünkü kaçınılmaz. Âlimlerini, sanatçılarını, düşünürlerini dinlemeyen, hatta onları küçümseyen, hor gören ve dahi hapsedebilen bir memlekette felaketler dolu gibi yağar. Sen de öyle yap. Kendini germe, kendini yıpratma. Boş yere çırpınma.”
O’nun dediğini yapamadım. Son ana kadar sanki tek bilen benmişim gibi çırpındım durdum. Ne dinleyen oldu, ne kulak kabartan.
KASIRGANIN GÖLGESİ
Yaz sonunda yaklaşan büyük kasırganın gölgesi üzerimize çoktan çökmüştü bile.Bunu aynı benzetmelerle birkaç televizyon kanalında dilim döndüğünce anlattım.
“Kasırganın gölgesi kıyısından köşesinden ülkeye giriş yaptı. Ekonomiden siyasete her alanda sıkıntılı anlar geliyor aman dikkatli olalım” dedim.
Ancak herkes kayıkçı kavgasındaydı. İki genel seçim birden yapıldı, yaklaşan tehlikeler kimsenin umurunda olmadı.
Ve geldik 2016’ya…
Kanaatimce kasırganın gölgesi tam tepemize gelmek üzere.
Bundan sonra ekonomide, siyasette, dış ilişkilerde, güvenlikte, sosyal hayatta, hak ve hukukta ve diğer konularda hızla kasırganın gözüne doğru yol alacağız.
Bu süreçte konuşması gerekenlerin tamamına yakını susturulduğu için bu aşamada cesur çıkışlar beklemek faydasız...
Zaten konuşsalar ne yazar. Doğruyu söylemek kadar onu dinleyecek kulak bulmak da gerek...
Sözlerimi kehanet veya falcılık gibi algılamayın lütfen. Ömrü olan görecektir. Tek yaptığım pozitif bilimin kurallarını Türkiye’ye uygulamak…
Ekonomik verileri önüme koyduğumda; siyasi gidişatı, siyasi savrulmaları değerlendirdiğimde; başta Rusya olmak üzere tüm dünya ile bozulan ilişkileri göz önünde bulundurduğumda; PKK’nın Suriye ve Irak’taki faaliyetlerini, buna karşınTürkiye’nin stratejisizliğini düşündüğümde; toplumsal kutuplaşmanın vardığı noktayı, büyüdükçe büyüyen karşılıklı nefreti fark ettiğimde; sorunlar dev gibi yığılırken ülkenin uyarı ve denge mekanizmalarının tamamen ortadan kalktığını gördüğümde, halkın yaşananları umursamadığını dehşetle anladığımda ülkenin nasıl bir gelecekle karşı karşıya olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.
Ve ben, yaşanacaklar konusunda neredeyse Hz. Nuh kadar rahatım. Söyleyebileceğim veya yapabileceğim bir şey kaldığını sanmıyorum…
Kimse gerçekleri duymak istemiyor…
Tahammül düzeyi sıfırın altına inmiş durumda.
Artık yapılabilecek tek şey, olacakları izlemek ve bugünlerin en az hasarla geçmesi için dua etmek. (Analiz - 14 Ocak 2016 Perşembe 19:00)

19 Mayıs 2015 Salı

İKTİBAS ::: ÇOK "soylu" BİR (POLİTİK-acı) SİYASETÇİ; Gazetenin notu: Mevzuat onları bu hale getiriyor!...

Trabzon halkı buna oy verirse; Ya "bütün soy değerlerini yitirmiş" ya da "soydan bozuk, asaleten soysuz" demektir!... Hakikatte hilâf yoktur biline..

Çok “Soylu” bir siyasetçi!..
Emin ÇÖLAŞAN
 ​Sevgili okuyucularım, Türkiye tam bir dönekler ülkesi oldu. Piyasada çok sayıda dönek siyasetçiler, gazeteciler vesaire at koşturuyor.Bunlar dün ana avrat sövdüklerinin bugün kucağına oturanlardır.
Dün övgü yağdırdıklarının bugün karşısına dikilenlerdir.
Adam düne kadar Fethullah’ın sağ kolu ve gazetedeki sözcüsüydü. O bir şey yazınca hocaefendinin onayından geçmiş olduğunu herkes bilirdi.
Gün geldi, 180 derece döndü ve cemaate sövmeye başladı.
Adam Tayyip’e en ağır sözlerle saldırırdı. Gün geldi AKP’ye girdi, yükseldikçe yükseldi ve genel başkan yardımcısı oldu.
Şimdi Trabzon’dan milletvekili adayı!
Sözünü ettiğim soylu siyasetçinin adı Süleyman Soylu…
* * *
Geçmişte DYP gibi çeşitli partilerde görev aldı, ismi var cismi yok Demokrat Parti’nin genel başkanlığını yaptı.
Baktı ki olmuyor, en sonunda AKP’ye transfer oldu.
Transfer olayı öncesinde AKP ve Tayyip için en ağır sözleri söyler, onları köşeye sıkıştırırdı.
Tayyip için “Padişah olmak istiyor” diyen kendisiydi.
Bakalım daha başka neler söylemiş!..
Tayyip’in attan düşmesi sonrasında:
“Atın üzerinde duramayan ülkeyi de yönetemez. Hükümet yolsuzluk çukurunun içindedir. Bu hükümete zıkkımın kökünü göstereceğiz…”
2008 yılında Aliağa’da: “Bu ülkenin herkese çatan ve kaos (kargaşa) yaratan bir başbakanı (Tayyip) var. Akşam eve gittiğinde karısının ve çocuklarının yüzüne nasıl bakıyor. Boynu bükük kalan esnafın ve çiftçinin yerine kendini koymuyor.”
“Kendisini Adnan Menderes’e benzetiyor. Onun adını bir daha ağzına alma. Sen kim Menderes kim…”
* * *
2008 yılında İzmir’de: “Hükümet yanlış ekonomi politikalarıyla bayramları da millete zehir etti. İnsanlarımız gülmeyi unuttu. Paçalarından yolsuzluk akıyor. Türkiye’de ihale ve yandaş belediyeciliği yapılmaktadır.”
2009 Kocaeli: “Halk 29 Mart’ta (yerel seçimlerde) hükümete zıkkımın kökünü gösterecek. Her üç gençten biri işsizlik girdabının içinde.”
2009 Derince: “Yolsuzlukla mücadele edeceğim diyen hükümet Türkiye’yi yolsuzluk çukuru içine batırdı. Tüyü bitmemişin hakkını yedirmeyeceğiz dediler ama her gün tüyü bitmemiş üzerinden siyaset yapıyorlar. Başbakan bu ülkeyi rant ülkesi yapmayacağım dedi ama rantın babasını getirdi.”
2009 Kastamonu: “Seçim sürecinde çok manidar işler oluyor. Başbakan kendisini padişah olarak görmek istiyor. Ülkemizde sadaka kültürü var. Türkiye’de her üç kişiden biri fukaralık sınırının altındadır. Eleştirilmesi gereken, insanları bu duruma düşüren hükümettir.”
* * *
Geçmişte söylediği bu sözlerin mürekkebi bile henüz kurumadı. Meydanlarda ve kapalı salon toplantılarında alırdı mikrofonu eline, bunları bağıra bağıra söylerdi.
İşin ilginç yanı, söylemlerinin hemen hepsi iki konu üzerinde yoğunlaşırdı.
- Tayyip’in padişahlık özlemi.
- Yapılan yolsuzluklar ve vurgunlar.
O zaman haklıydı, doğruları söylüyordu.
* * *
Yıl 2012…
Sonrasında neler oldu, nasıl pazarlıklar yapıldı ve ne gibi kulisler döndü bilinmez, bizim Süleyman büyük bir başarıyla adımını AKP’nin tam göbeğine attı.
Ama bu da yetmedi!..
İçeride görülmemiş bir hızla yükseldi veya yükseltildi, şimdi AKP’nin Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.
Geçmişte söylediği sözleri herhalde unutmuştu!
Yeni partisinden hiç kimse karşısına geçip “Eyy Süleyman geçmişte sen bize hakaretler yağdırırdın. Önce bu sözlerini geri al bakalım” demedi.
Kendisi de bu konuda hiçbir açıklama yapmadı, yapamadı.
Saf değiştirmiş olması yeterliydi!
* * *
Evet, Süleyman şimdi AKP Trabzon listesinde milletvekili adayı…
Hem de birinci sırada!
Önümüzdeki dönem Meclis’te olacak, orada da kürsüye çıkıp nutuklar atacak…
Geçmişte Tayyip ve AKP için söylediği sözler elbette gündeme gelecek, kendisine sorular sorulacak.
Acaba o zaman ne diyecek?..
Şimdi Trabzon’da seçim çalışması yapıyor.
Trabzon’da bir seçmen şunu sorsa nasıl bir yanıt verecek?
“Yaaa Süleyman, sen kısa süre öncesine kadar bunları söyleyen biriydin. Şimdi hangi yüzle bizden Tayyip ve AKP adına oy istiyorsun?.. O günlerden bu yana ne değişti de sen böylesine döndün?..”
* * *
Sevgili okuyucularım, zamanla her insanın fikirleri ve görüşleri bir miktar değişebilir ama 180 derece dönmek epeyce zordur! Her babayiğidin harcı değildir!
Bizim siyasetçilerde ve gazetecilerde bunu ne yazık ki çok sık görüyoruz.
Ama bizdeki döneklerin durumu, neden döndüklerinin açıklaması epeyce farklı!..
Onlar güce tapanlardır. 
Gücün karşısında ya korkmuşlardır, ya da kendilerine yeni avanta kapıları açılmıştır. 
Bu gibileri toplumun iyi tanıması gerekir.
Kendimden örnek vereyim!
Ülkemizi soyan hırsızları, namussuzları, şeriat düzeni getirmek için çaba harcayan din bezirgânlarını, yalancıları ve sahtekarları günün birinde övmeye başlarsam, başka bir deyişle onurumu yitirip “Dönek” olursam, biliniz ki aynı şeyler benim için de geçerlidir. 
Sizden ricam, o zaman suratıma bile bakmayın.
Arkamdan ve yüzüme karşı “Döneeek” diye bağırın.
Allah hiç kimseyi dönek yapmasın.
Amin!
* * *
Emin Çölaşan’ın notu: Gazeteci abimiz Oktay Ekşi’nin eşi saygın bilim insanı Prof. Dr. Aysel Ekşi aramızdan ayrıldı. Oktay abiye ve bütün ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin.
--
Emin Çölaşan: İyi çalışmalar saygılar
-----------------
Bankaları soyarken kar maskesi ülkeleri soyarken din maskesinin yeterli olduğu ülkedir benim Ülkem